24 Ekim 2014 Cuma

Acemi Annelik

*Yazıyı yazalı epey zaman oldu ama düzenleyip yayınlamaya fırsatım olmamıştı. Blogcu Anne'nin yazısını görünce bitirip yayınlayayım dedim :)

"Nerdeyse 17 ay olmuş, acemilik mi kaldı?" deyişinizi duyar gibiyim :)



17 yıl da geçse acemi annelik devam edecek bence. Çünkü her yeni gün yeni zorluklar, yeni mücadeleler ve yeni mutluluklar getiriyor. Belli başlı şeyler rutine bağlanırken yeni durumlar oluşmaya devam ediyor. Acemilik belki ikinci bebekte biter diye düşünülebilir ama her bebek kendine has özelliklere ve mizaca sahip olduğu için o da zor görünüyor :)

İlk günlerde minik bebeğimi emzirmek, bezini değiştirmek, uyutmak, yıkamak gibi temel becerileri çok da zorlanmadan edindim ama esas iş bebiş büyüdükçe başlıyor. Yeme alışkanlıkları değişiyor, uyku saatleri değişiyor, algıları artıyor, gitgide daha enerjik, daha ele avuca sığmaz oluyor bebekler. Yani tam olayı çözdüm dediğiniz anda her şey birden değişebiliyor. Bebiş  büyüdükçe kaydedilen olumlu aşamalar diş çıkarma dönemlerinde ya da hastalık zamanlarında birden en başa sarıyor.

Kurban Bayramı öncesinde olanlar oldu ve anneliğin zor yanları yine gösterdi kendini. Arya'nın yeme-içme ve uyku saatleri iyice rutine bağlandı derken havaların soğuması ile her şey alt üst oldu. Önce kardeşim hastalandı arkasından da dayısının dibinden hiç ayrılmayan Arya. Bir de üstüne diş çıkarma süreci denk gelince minik kuzumun tüm dengesi bozuldu. Arya arife gecesi ateşlendi ve burnu tamamen tıkandı. Ne yaptıysak işe yaramadı, sabah 05.10'a kadar uyumadık. Sonunda Arya bizim yatakta aramızda az da olsa uyudu. Sabah 8'de uyandı, sonra biraz daha uyudu tekrar uyandı ama uykusuz geçen geceden sonra hepimiz perişan olduk tabi.

Bayramın ilk günü uyurgezer gibi dolandık etrafta. Arya gündüz de yine uyumadığı gibi yemek de yiyemedi hastalıktan; tüm gün aç aç dolandı. Ne zaman bir şey yedirmeye çalışsam huysuzlandı, yemedi. Normalde kendi kendine odasına gidip uyuyan bebişim yatağı görünce çığlık çığlığa ağlamaya başladı. Bayramın ilk gününü öyle böyle atlattık. Gece burun spreyi, ateş şurubu, süt derken zor da olsa uyudu Arya. Bayram'ın 2.günü biraz toparlandı. Etrafta koşuşturmaya başladı, azar azar bişeyler yedi. Gece olunca yatmaya dirense de ufak bir ağlama krizi sonrasında uyudu. Fotoğrafta görüldüğü üzere bayramı biraz keyifsiz geçirdi Aryacık. Hastalık geçti ama burnu hâlâ çeşme gibi akıyor maalesef.



Hastalık ve diş çıkarma zamanları gerçekten çok zor geçiyor. Bebiş ağladıkça içim acıyor. Elimden fazla bir şey gelmediği için kendimi çok kötü hissediyorum. Keşke onun yerine ben hasta olsam da o hep sağlıklı olsa.

Arya'nın keyifsiz olduğu zamanlarda ne yapacağımı şaşırıyorum, kendimi daha da acemi hissediyorum. Tabi bir sürü şey deniyorum hemen. İlk iş anne çorbası yapıyorum yani tavuk suyuna çorba :) Çorbadan sonra meyve takviyesine geçiyorum. Tabi büyüklerin tavsiyelerini de göz ardı etmiyoruz :) Babaanne tavsiyesi ile burun kenarlarına azıcık vicks sürüyoruz. Belirli aralıklarla ateş kontrolü yapıyoruz.

Arya'nın iyileştiğini anlamak çok kolay. Arya kendini biraz iyi hissedince hemen dayısının kucağına atlıyor :) sonra gelsin türlü şirinlikler :)




Kısacası ben anneliğin her daim acemilik olduğunu düşünüyorum. Bebekler büyüse de, zaman geçse  de belli rutinler dışında her gün bir yenilikle karşılaşılan uzun ama çok zevkli bir acemilik annelik. Tüm acemi annelere sabır, huzur ve neşe diliyorum. Yeni annelerin uykusuz gecelerinin de bir an önce sona ermesini, bebişlerin mışıl mışıl uyumalarını dilerim :)

Imza :
Sonsuza dek Acemi Anne :)



19 Ekim 2014 Pazar

Arya Sosyallikte Sınır Tanımıyor

Arya doğduğundan beri oldukça sosyal bir bebek. Büyüdükçe iletişim isteği ve bu yöndeki çabaları da artıyor. Özellikle bugünlerde kimi görse hemen samimi oluyor, kucağına tırmanıp sarılıyor, tüm şirinliği ile gülerek gamzelerini gösteriyor. Tabi herkes tereyağ gibi eriyor :)) Eve gelenler bizi görmeye değil, Arya'yı sevmeye geliyor artık. Bkz. Fotoğraflar :)



Eve gelen misafir, sokaktaki amca, otobüsteki teyze, okuldaki öğretmenler... Kimle karşılaşşak Arya atlıyor hemen kucaklarına. Tanıdık tanımadık hiç fark etmiyor. O kadar güler yüzlü ki henüz dikkatini çekemediği kimse olmadı :)

Arya henüz pek konuşamıyor ama bu onu durdurmuyor :) Kendince uydurduğu sesler ve hareketlerle her istediğini anlatıyor. Şimdilik tam olarak "anne, baba, hada ( ="dayı" :), dede, nenne ve mama diyebiliyor. Bişey istediği zaman ya elimizden tutup bizi istediği yere götürerek anlatıyor ya da eliyle işaret edip "hıh ııı ıhh" sesi eşliğinde istiyor. Kitabını alıp geliyor, dayısının yanına yatıyor ve ih ih diyerek kitabı gösterip anlatmasını istiyor.



Arya istediklerini elde ettiği gibi istemediklerini de bir şekilde anlatıyor tabi. İstemediği birşey olunca da şiddetle reddediyor. Kafasını iki yana sallayıp mızmızlanıyor ve istemediği birşeyi asla yapmıyor. Hâl böyle olunca yemek yedirmek de zor oluyor. Çoğu zaman kendi kendine elleriyle yediği yoğurtla geçiyor öğünleri. Yemek vermeye çalışınca ağzını sımsıkı kapatıp kafasını iki yana sallıyor.

Dışarı çıktığımız zaman Arya arabasında oturmak istemiyor artık. İlk fırsatta arabadan inip etrafta gezinmeye başlıyor. Etrafta kim varsa hemen gidip gülümseyerek tanışıyor zilli kızım. Hiç bana çekmemiş, babası gibi güleryüzlü, insan canlısı. Bu durum hem hoşuma gidiyor hem de beni endişelendiriyor. Bence her çocuğun küçükken yabancı kavramını öğrenmesi gerekiyor ki ilerde kendini koruyabilsin. Bu konuda neler yapılması gerektiği ile ilgili bir araştırma yapıp ona göre bir yol izlemeyi planlıyorum ama henüz erken sanırım.

Şimdilik Arya'nın aşırı sosyal halleriyle barışık olmaya çalışıyorum :) Belki de büyüdükçe biraz da bana benzemeye karar verir :)

18 Ekim 2014 Cumartesi

Biraz da Kendimize Bakalım :)

Bu kez Arya'yla ilgili yazmıyorum. Bu kez sıra bende :) Hep bebek bakımıyla ilgilendiğimi fark edince biraz da kendi bakımımla ilgileneyim dedim :)

Kişisel bakım deyince aklıma ilk gelen temizliktir. Yani çok fazla bakım ürünü ve kozmetik ürün kullanmak yerine az ve öz ürünle temizliğe önem veriyorum. Kullandığım ve memnun kaldığım ürünlerden bazılarını paylaşmak istiyorum. 

Yaklaşık 3 yıldır Yves Rocher'in siyah nokta ve sivilce karşıtı yüz  temizleme jelini kullanıyorum. Ergenlikten beri cildim hep sorunlu. Herkesin kullanıp çok memnun kaldığı bir sürü ürün denedim. Özellikle Sebamed ve Neutrogena'dan çok umutluydum ama bende hiç işe yaramadı. Sonunda tamamen tesadüf eseri yves rocher'in bu ürününü denedim ve sonuçtan çok memnunum. 

Ürünün günlük olarak kullanılması tavsiye ediliyor ama ben gün aşırı ve genellikle duştayken kullanıyorum. Buharda açılan gözenekler daha iyi temizleniyor. Tonik olarak aynı serinin toniğini kullanıyorum. Serinin diğer ürünleri olan krem ve maskeyi de almıştım ama üşengeçlikten pek kullanmıyorum. Siyah noktalarım yok denecek kadar azaldı ama bu aralar gözenek sıkılaştırıcı bir ürün -muhtemelen krem- arayışı içindeyim. Fiyatları aynı, ikisi de 24.90 TL. Yves Rocher sık sık kampanya yapıyor yani daha uygun fiyata da alabilirsiniz. Kısacası sorunlu bir cildiniz varsa bu ürünleri tavsiye ederim.


Bakım deyince akla hemen cilt ve saç geliyor. Cildim için aradığım ürünü bulmam epey zaman aldı. Saçlarım içinse henüz aradığım ürünü bulamadım. Bir süredir Yves Rocher'in dökülme karşıtı şampuanını kullanıyordum ama saçlarımın dökülmesi devam ettiği ve aşırı kuru olan saçlarıma bu şampuan pek de iyi gelmediği için şampuan değiştirmeye karar verdim. Son bir haftadır Aussie Miracle Moist Shampoo kullanıyorum. Saçlarım kesinlikle daha canlı ve daha az kuru ama dökülme problemim öncelikli olduğu için dün Vichy'nin Neogenic Redensifying şampuanını aldım. 



Saç dökülmesi benim için ciddi bir problem. Öyle banyodan banyoya 3-5 tel dökülse bahsetmem bile ama maalesef benim ki epey ileri seviye. Üniversiteye giderken saçlarım güçlensin diye 3 numara kestirdim ve 1-2 sene sürekli kısa saç kullandım ama pek de işe yaramadı. O zamandan beri çeşit çeşit şampuan kullanıyorum. Hepsini uzun süre kullanıp etki etmesini bekliyorum. Sonuç alamayınca başka şampuana geçiyorum. Şimdiye kadar en memnun kaldığım ürün Priorin'in şampuanı ve hapıydı ama o da kolay bulunmuyor. 

Şampuan alırken bir de içten mineral/vitamin takviyesi yapmak için saç besleyici vitamin tabletlerinden aldım. Saç dökülmesiyle ilgili tüm araştırmalar en etkili çözümün içten tedavi olduğunu söylüyor. Genetik kaynaklı saç dökülmesinin çaresi yok ama vitamin vb. eksikliğinden kaynaklanan saç dökülmesinin önüne geçilebiliyor. Umarım tabletler işe yarar da saç dökülmem en azından yavaşlar.

Yukarıdaki ürünler dışında kullandığım birkaç kozmetik ürün daha var ama artık onlardan da başka bir yazıda bahsederim :)





11 Ekim 2014 Cumartesi

Arya Evde Yokken Hayat Çok Sıkıcı :(

Şu  satırları yazarken gözlerimden yaşlar süzülüyor :(

Arya dün geceden beri evde değil. 24 saat oldu ve ben bebeğimi delicesine özledim :( Şimdiye kadar Arya'dan en çok 5-6 saat ayrı kalmıştım ve o kadarı bile fazla gelmişti.

Arya dün akşam babaannesi ve dedesi ile Bahçeşehir'e gitti. Aslında pazar gecesi düğüne gideceğimiz için pazar sabahı annemlere bırakıp pazartesi sabahı alacaktık Arya'yı ama dün annemler bize geldi ve "Giderken Arya'yı da götürelim" diyerek beni zar zor ikna ettiler.

Dün gece odasında uyuyor gibi düşünüp kendimi teselli ettim de bugün geçmek bilmedi. Arya'sız hiç bir şeyin tadı yok :( Akşam kamera açıp Arya'yla konuştuk. Kameradan el sallayıp öpücük attı bize cadım. Keyfi yerindeydi. Gündüz kapı her çaldığında kapıya koşmuş, kapı açılınca ağlamış hep. Sanırım bizi beklediği için hayal kırıklığı yaşadı kuzum :(

Evde Arya'nın yokluğu feci hissediliyor. Ezici bir yokluk :( Allah kimseyi bebeğinden ayırmasın. Geçici bir ayrılık böyleyse Allah herkesi beterinden sakınsın.

Arya gelene kadar fotoğraflarıyla idare etmeye çalışıyorum. Zaman, çabuk geç n'olur :)


19 Eylül 2014 Cuma

Uykusu Gelince Yatağına Giden Bebek - Hayal Değil Gerçek

Arya Mayıs ayından beri kendi odasında, kendi yatağında, kendi kendine uyuyor :) Hatta 2-3 haftadır uyku saatine de kendi karar veriyor. Uyku saati yaklaşınca "Arya, uyumaya gidelim mi?" diye soruyorum, eğer uykusu geldiyse hemen kapıya yöneliyor ve odadakilere el sallayıp kendi odasına doğru gidiyor. Yatağının yanına gelince kucağımıza alalım diye kollarını kaldırıyor. Kucağımıza alıp öpüyoruz ve yatağına yatırıp battaniyesini örtüyoruz. Bu ritüeli bazen babası bazen ben yapıyorum. Bazen küçük hanim ikimizi de istiyor ve birimiz gitmezse odaya geri dönüp çağırıyor :)) Soruyu sorduğumda uykusu gelmediyse de oturma odasının köşelerine koşup saklanıyor :) Arya'nın kendi isteğiyle yatağına gidişini izlerken uykusuz gecelerimizi hatırlayıp zamanın hızla akmış olmasına seviniyoruz.

Bebekli ailelerle ne zaman konuşsam en büyük sıkıntının uykusuzluk olduğunu söylüyorlar. Genellikle bebekler annelerinin yanında ve en fazla 2 saat uyuyor. Sonra uyanıyor, kucak istiyor, ayakta sallanmak istiyorlar ya da emerken anne memesinde uyuyorlar. Bu durum gece gündüz devam eden bir döngü.

Bebeklerin ilk aylarında 2 saatte bir uyanmaları normal çünkü karınları acıkıyor. Zaman geçtikçe bebekler daha uzun aralıklarla acıkıyor ama bu kez de alışkanlıktan yine 2 saatte bir uyanıyorlar. Bu durumda yapılacak şey belli. Bebeğin öğünlerini yeniden düzenleyerek daha uzun süre uyumasına yardım edebilirsiniz.

Bebeğiniz büyüdükçe öğün aralarını gündüz başlamak kaydıyla yavaş yavaş uzatın. 2 saat yerine 2,5 saat ve daha sonra 3 saate çıkarın. İlk başlarda bebeğiniz yine 2 saatte bir uyanacak ama onu hemen beslemeyin. Bir süre onu oyalayın. Bırakın biraz oyun halısında yuvarlansın ya da yatağında dönencesini izleyip biraz müzik dinlesin. Gündüz öğün aralarını açarken geceleri ise bebeğinizi mümkünse o uyanmadan daha kısa aralıklarla besleyin. Böylece kesintisiz gece uykusuna alışacaktır. Bebeğiniz kaşık maması yemeye başladığı zaman gece uykusuna yatırmadan önce tahıllı gece mamalarından verirseniz daha uzun süre uyumasına yardımcı olacaktır. Kısa bir süre sonra bebeğiniz yeni beslenme rutinine alışacak ve uyku süresi uzayacaktır. (Arya 20.00 gibi tahıllı mama yiyip 20.30 civarında yatıyor.  23.30 - 24.00 gibi de uykudayken 180 - 200 ml devam sütü içiyor ve sabaha kadar mışıl mışıl uyumaya devam ediyor.)

İlk 6 ay beslenme ve uyku düzeni oluşturmak zor olabilir yine de yılmadan denemeye devam edin. Ama ne kendinizi ne de bebeğinizi çok zorlamayın. Deneyin, sabredin, yardım alın ama işler istediğiniz gibi yolunda gitmezse kendinizi yıpratmadan ara verin.

Bebeğinizin uyumak için size bağımlı olmasını istemiyorsanız onu daha ilk günlerden kendi yatağında yatmaya alıştırın ve ne kadar zor gelse de 6. ayın sonunda yatağını mutlaka kendi odasına taşıyın. Siz de benim gibi ilk günlerde kontrolü kaybedip bebeğinize kucakta, ayakta, çarşafta sallanarak uyumak gibi kötü uyku alışkanlıkları kazandırdıysanız bile hatanızı düzeltmek için geç olmadan kontrolü tekrar elinize alın. Bebeğiniz 1 yaşını doldurmadan ona kendi kendine uyuma alışkanlığı kazandırabilirsiniz.

Arya'nın ilk aylarında acemilikten ve Arya'nın ağlama krizlerinde elimizin ayağımızın dolaşmasından dolayı Arya'yı ayakta sallayarak uyutmak gibi bir hata yaptık. Bir kez başladı önüne geçmek ne mümkün! Ayakta/kucakta sallanarak uyuma durumu uzunca süre devam etti. Ama en azından Arya uyudum sonra hep kendi yatağına yatırdık ve 6. aydan itibaren de odasını ayırdık. Arya 10-11 aylık olduğunda kendi kendine uyuması için uyku eğitimine başlamaya karar verdik. Çok kolay olmadı ama korktuğum kadar zor da olmadı.

Bizim Arya'yla uyku eğitimi maceramızın detaylarına burdan göz atabilirsiniz. Evet bebeğiniz biraz ağlayacak ve sizin de bir süre içiniz sızlayacak ama ileride yaşayacağınız birçok uyku sorununu daha başlamadan bitirmek sizin elinizde. Kimseye aldırış etmeyin ve bu ağlamaların acımasızlık değil aslında bebeğinize ve kendinize yaptığınız büyük bir iyiliğin geçici yan etkileri olduğunu unutmayın.

Ne olursa olsun canınızı sıkmayın; minik kuzular o kadar hızlı büyüyor ki uykusuz kaldığınız geceleri unutmanız çok uzun sürmeyecek :)


5 Eylül 2014 Cuma

15 Aylık Arya'nın Marifetleri ve Bebek Tasması

Arya 15 aylık oldu :)

Arya'nın büyümesini izlemek o kadar büyük bir mutluluk ki kelimelerle anlatabileceğimi sanmıyorum :) Arya'nın 15. ayında yapabildiklerini anlatmak istiyorum ama sanırım biraz karışık olacak.

Arya büyüdükçe herşeyi tek başına yapmaya çalışıyor. Uzun zamandır kahvaltıda ekmeğini kendisi tutup minik minik ısırıyordu artık salatalık ve peyniri de kendi yemek için çabalıyor. Çorba içirirken kaşığı elimden almaya çalışıyor, meyveleri de kendisi tutup yemek istiyor. Şapur şupur bir erik yiyişi var ki... Anlatamam yanında olup izlemek lazım :D Burgu makarna, balık kraker, üzüm gibi ufak taneli yiyecekleri iki parmağı ile tutup minicik ağzına götürüp yemesini izlemeye de ailecek bayılıyoruz :))



...

Arya'nın sabahları babasını uyandırmak için yaptıkları beni benden alıyor. Babasının üstüne tırmanıyor, göbeğinde zıplıyor, burnunu ısırıyor. Eğer Evrim sırtını dönerse Arya iki eliyle sırtına şap şap vurup uyandırmaya çalışıyor :) Evrim de onu yakalayıp gıdıklıyor, öpüyor. Ben kahvaltıyı hazırlayana dek onlar yatakta yuvarlanıyorlar.

...

Arya artık kendi kendine oyunlar kuruyor ve bizi de dahil ediyor. Oyuncak bardaklardan birşey içiyor gibi yapıyor, bardağı getirip bize de içiriyor, kaşıkla bize yemek yediriyor, oyuncak bebeğini getirip uyutmamı istiyor. Kumanda, mouse, kutu vb. şeyleri kulağına götürüp telefonda konuşuyor gibi yapıyor :)) Kucağımıza oturup parmaklarımızı tutuyor ve fış fış kayıkçı oynamaya başlıyor :)

...

Arya büyüdükçe sokağa çıkmak da zorlaşıyor. Artık arabasında oturmak istemiyor; inip yürümek istiyor ama elimizi de tutmaya yanaşmıyor maalesef :( Hal böyle olunca çözüm bulmak yine bana düştü. Çocukların el tutmak istememesi genel bir sorun ve bulunan en mantıklı çarelerden birisi çocuk tasması. Evet kulağa pek hoş gelmiyor ama aslında oldukça pratik ve kullanışlı bir çözüm. Sonunda biz de Arya'ya tasmalı bir sırt çantası aldık. Şansımıza Arya köpek şeklindeki sırt çantasını çok sevdi :) Çantanın arkasında kuyruk şeklinde bir parça var ve tasma görevi görüyor. Bkz. Fotoğraf :)




Bu tasma kesin çözüm değil tabi. Mümkün oldukça elini tutuyorum Arya'nın, ama olur da elimden kurtulursa çok uzağa kaçmasına engel olabiliyorum. Biz böyle gezerken etraftaki eleştirel gözleri görmemek mümkün değil ama hiç üzerime alınmıyorum. Herkes aynı şekilde düşünmek zorunda değil tabi ki. El tutma konusunda uzlaşamayan aileler çoğu zaman bebeklerini kollarından sıkı sıkı tutup çekiştiriyor ve bebekler/çocuklar çoğunlukla ağlayıp zırlıyor, kaçmaya çalışıyor. Bunun bir adım sonrası da ağlayan çocukları kucaklayıp eve giden aileler. Tasma kullanmak istemiyorsanız ya bebeğinizi arabadan indirmeyeceksiniz ya da kucakta taşıyacaksiniz ki bebekler yine de yere inmek için ağlayabilir.

Bebek tasmaları yurt dışında sıkça kullanılıyor ama orda da eleştirel yaklaşanlar yok değil. Eleştiriler ikiye ayrılıyor. Bir kesim tasmanın aileye aşırı rahatlık hissi verdiği için güvenlik sorunu oluşturduğunu söylüyor ki bence haklılık payı var. Tasmaya fazla güvenip çocuğu çok serbest bırakmamak lazım. Sonuçta tasma kopabilir ve çocuk düşebilir vs. Diğer eleştiri de tasmanın çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebileceği konusunda. Bu eleştiriye çok da katılmıyorum. Neyse çok uzattım sanırım :) bence çanta şeklindeki bu tasma kullanışlı bir ürün.

...

Arya büyüdükçe acemi annelikten tecrübeli anneliğe terfi edeceğimi düşünmüştüm blogu ilk açtığımda ama öyle olmuyormuş aslında. Her yeni gün yeni bir gün ve karşılaşılan her sorun yeni bir sorun. Yani acemi annelik hiç bitmiyor :) Belki 2. çocuk tecrübeli anneliğe terfi ettirebilir ama her çocuk kendine özgü olduğu için ondan da emin değilim. Şimdilik emin olduğum tek şey Arya'nın attığı her adım, yediği her lokma, her kelimesi, gamzeli gülücükleri ve mis kokusu hayatımızı renklendirip güzelleştiriyor :)

Dilerim Allah, ailemize Arya'yla sağlıklı sıhhatli uzun yıllar nasip eder.


12 Ağustos 2014 Salı

Bi Kedi Gördüm Sanki - Ek Gıda Denemelerimiz

*Bu yazıyı Arya 11 aylıkken yazıp kaydetmiştim. Düzenleyip yayınlamayı unutmuşum. Gözüme çarptı ben de tamamlayıp yayınlıyorum:)


Arya'yla ek gıda denemeleri devam ediyor.

Arya bugüne kadar köfte, tavuk, balık yedi ama ciğer yedirmek hiç aklıma gelmemişti.

Geçen gün gezmekten dönerken bir arkadaşıma uğradım. Onun da bebeği var; Arya'dan 2 hafta büyük, erkek bebek. Adı Çınar :) Ne zaman görüşsek doğal olarak hep bebeklerimiz ne yiyor, ne içiyor, nasıl büyüyor... vs. konuşuyoruz :) Geçen konuşurken Çınar'a ciğer yedirdiğinden bahsetti. "Sen de dene bakalım, bir parça bile yese faydası olur" dedi. Ben de netten baktım ve ciğerin bebeklere önerilen tek sakatat olduğunu öğrendim. Ciğer dışında hiçbir sakatat yedirilmemesi gerekiyormuş.

Eve gelirken kasabımıza uğrayıp ciğer aldım ve minik küpler halinde doğramalarını istedim. Eve gelince yapışmaz tavaya çok az zeytinyağı koyarak ciğeri soteledim. Hafif soğuyunca üzerine biraz da kimyon serperek Arya'ya yedirdim. Çiğneyip yutmak da biraz zorlandı ama yine de hevesle yedi bıdık :) Allah'a şükür Arya ek gıda konusunda pek seçici değil. Şu ana kadar denediklerimiz içinde bir tek kıymalı kabak-havuç çorbasını yemedi. En sevdiklerine gelince; köfte, dolma ve yoğurt favorileri :)

Arya'nın ek gıda denemeleri nedeniyle evdeki yemek alışkanlıklarımız epeyce değişti. Artık yemekleri tuzsuz, baharatsız, salçasız ve az yağlı pişiriyorum. Salça yerine domates kullanıyorum, yağ olarak sadece zeytinyağı, yemeğe tat vermek için ve Arya gaz sancısı çekmesin diye de neredeyse tüm yemeklere kimyon koyuyorum. Arya da sağ olsun bu uğraşları boşa çıkarmıyor, pişirdiklerimden azar azar da olsa yiyor :)

Arya yeni yiyecekler denerken çok heyecanlanıyorum. İlk seferde bir lokma, bir kaşık yese bile yeter diyor Arya'nın sorumlu hemşiresi. Ben de Arya'yı zorlamıyorum. İlk denemede bir iki kaşık yediriyorum, Arya severse yedirmeye devam ediyorum. Günde iki kez, ek gıda veriyorum Arya'ya. Bir porsiyon meyve ve bir porsiyon yemek + yoğurt veriyorum. Kahvaltıyı ek gıda saymıyorum artık. Biraz ekmek, biraz peynir, bazen de bir yumurta sarısı yiyor Arya. O yiyince benim karnım doyuyor sanki :)

...

Arya'nın ciğerle tanışmasından bu yana aradan geçen 3 ayda Arya bir sürü yeni yiyecekle tanıştı :) Artık sofraya gelen tüm yiyeceklerden az da olsa yiyor. Bizimle sofraya oturmaya bayılıyor ve yemek konusunda çok kararlı bir bebek. Doyduktan sonra 1 lokma bile fazladan yemiyor. Eğer yemeğini beğenmediyse karnını yoğa ya da kendi kendine kemirdiği bir parça ekmekle doyuruyor. Çoğu bebek gibi Arya da tatlıya asla hayır demiyor :) Bir oturuşta bir porsiyon irmik tatlısını hüpletebiliyor :) Yemeklerin dışında ufak tefek atıştırmalıklar da veriyoruz Arya'ya. Favorimiz çubuk kraker. Arya çubukları tek tek kıtır kıtır yemeye bayılıyor. Yolculuklarda Arya'yı oylamak için çok işe yarıyor bu çubuklar :)

Arya sapları ayıklanmış üzüm, salatalık,  bebe bisküvisi gibi ufak ve taneli bazı yiyecekleri kendisi yiyebiliyor artık. Tabi Arya 3 tane yiyorsa bir o kadar da yere düşüyor, eziliyor,  yuvarlanıyor vs. Ama canımızı sıkmıyoruz çünkü önemli olan Arya'nın kendi kendine yemeyi öğrenmesi. Şimdilik iyi gidiyor :) Bir sonraki adam kaşık tutmayı öğrenmesi. Bu aralar Arya plastik tabak ve kaşıkla oyun oynamaya çok hevesli ama şimdilik tabaklar boş :) Biraz daha büyüdüğünde yoğurt gibi koyu kıvamlı ve döküldüğünde sorun olmayacak yiyeceklerle gerçek denemelere başlayabiliriz.

Ek gıda denemelerimiz boyunca öğrendiğim en önemli şey bebeklere zorla yemek yedirmeye çalışmanın asla işe yaramadığı. Bebeğiniz denediğiniz yiyeceği sevmeyebilir acıkmamış olabilir ya da o an / o gün keyifsiz olduğu için mızmızlanabilir.  Bu gibi durumlarda bebeği zorlamak yerine başka zaman tekrar deneyerek o yiyeceği sevmesi için başka bir fırsat vermelisiniz. "Bebeğim yemek yemiyor" diye üzülmeyin, siz istediğinizde olmasa bile kendi acıktığı zaman mutlaka yiyecektir.