Acemi Ama Mutlu Bir Anne

Fotoğrafım

Annelik her daim Acemilik :) Bir günü bir gününe tutmayan, neşeli, hüzünlü, iyi, kötü, ağlamaklı, kahkahalı... ama hep heyecanlı, bol bilinmezli vazgeçilmez bir macera bizimkisi :)

14 Mart 2016 Pazartesi

Olayların Gölgesinde 3 Yaşa Yaklaşırken... Arya'nın Büyüme Halleri

Ülkede artık her gün bir bomba patlıyor. İnsanlar sevdiklerini yitiriyor. Suçsuz, günahsız gençler, kendi halinde işinden evine dönen büyükler, tesadüfi o sırada olay mahallinden geçen insanlar durduk yere hayatını kaybediyor. Allah kimseyi yavrusundan, anasından babasından, sevdiğinden zamansız ve böylesine acı ölümlerle ayırmasın, tarifi mümkün olmayan acılar yaşatmasın. Tüm bu acılara tanık olurken aklımdan hep aynı şey geçiyor: Rabbim, evlatlarımızı koru, anasız babasız bırakma, bizi onlardan ayırma! Düşündükçe Arya'ya sımsıkı sarılmak ve hep öyle kalmak istiyorum. Arya'ya baktıkça ne olursa olsun zamanın hiç yavaşlamadan akmaya devam ettiğini ve acılar içimizi yaksa da bizim de akan zamana ayak uydurduğumuzu görüyorum.

Arya 33 aylık oldu. 3 yaşını doldurmasına sadece 3 ay kaldı! 

Bazen Arya'ya bakınca gördüklerime, duyduklarıma inanamıyorum. Karnımda hareketlerini hissettiğim ilk anı düşünüyorum, kucağıma aldığım ilk anı, ilk gülümsemesini, yürümesi, ilk kelimeleri... Bir de şimdiki haline bakıyorum, nasıl da değişti kuzucuk. Özellikle şu son 2 haftada konuşması inanılmaz gelişti. 2 hafta önce yarım yamalak konuşan, benim dışımda herkesin anlamakta zorlandığı bebek gitti, yerine "Annecim, su verir misin? Babacım, günaydın, kalkar mısın?, "Dedecim/Güloş ben de sizinle gelcem" diye patır patır konuşan bir çocuk geldi! 



Arya kreşe başladığında neredeyse hiç konuşamıyordu, sadece tek tük birkaç kelime söyleyebiliyordu. Şimdiyse, eve gelenleri kapıda karşılayıp "Hoş geldin babacım/annecim/dayıcım, merhaba, nasılsın?" diyor. Sonra da başlıyor bildiğin sohbet etmeye. Önceden dayısına sadece "Ka" (Kağan'ın Ka'sı) diyordu artık "dayıcım" diyor, bir şey isteyeceği zaman mutlaka rica cümlesi kuruyor: verir misin, gelir misin, açar mısın... Her şeyi soruyor: "Anne, mu(bu) ne? Anne, o ne?, Anne, bulutlar/güneş/yıldızlar nerde? Anne, yağmur mu yağıyor?"... Bazen bu sorulardan bunalsam da ah bir konuşsa diye hevesle beklediğimiz günleri hatırlayıp sabırla cevap vermeye çalışıyorum. Tabi bazen kaçıp saklanasım gelmiyor desem yalan olur. Ama içinden gelip de boynuma sarılıp "Seni çok seviyorum annecim" deyince ben eriyip bitiyorum.

Arya'nın mevcut gelişiminde kreşin etkisi göz ardı edilemez. Kreşte yaşıtları ile çeşitli etkinlikler yaparken, oyun oynarken, yemek yerken hem ince ve kaba motor gelişimi artıyor hem de sürekli iletişim halinde oldukları için kendini ifade becerisi gelişiyor. İlk zamanlarda kreşte ne yapıyor diye çok merak ediyor, endişeleniyordum ama zamanla Arya'nın mutlu olduğunu gördükçe duruma alıştım. Şimdilerde zaten Arya olanı biteni anlatıyor eve gelince. 

Kreşteki aktiviteleri, partileri, bahçede oynanan oyunları gördükçe benim bile çocuk olup kreşe gidesim geliyor. Bir gün kostüm partisi, bir gün yüz boyama; bir gün içeride trencilik, bir gün bahçede oynanan oyunlar; bir gün CD'den kurbağa yapmaca, bir gün kağıttan tavuk... Eğlencenin sonu gelmiyor. Arada sorunlar, eksiklikler, kafaya takılan sorular da oluyor ama Arya mutlu ve sağlıklı olduğu sürece her şey halloluyor.















Kreş dışında yaptıklarımıza gelirsek anne-kız çizgi film izlemeyi seviyoruz. Evet, biz çizgi film izliyoruz! Pepee ve Leiko'yu seviyoruz, ikisinden de bir sürü faydalı şey öğreniyor ve birlikte yapıyoruz. Birlikte Pepee şarkıları söyleyip dans ediyoruz; Pepee'nin kutu oyununu aldık, onu oynuyoruz. Birlikte puzzle yapmaya başladık, bebekken deneyip becerememiş ve çooook sıkılmıştık. Akşamları kreş dönüşü parka gidiyoruz, birlikte tahterevalliye ve kaydırağa biniyoruz ki kesinlikle herkese tavsiye ederim, çok eğlenceli. Eve gelince evcilik, boyama, sticker savaşı falan yapıyoruz. Allah'tan Arya 9,5 - 10 gibi uyuyor da ben de biraz dinleniyorum. Tabi eğer yapılması gereken ev işi ya da okul işi yoksa... Başta da dediğim gibi zaman çok acımasız, akıp gidiyor. İlerde bugünleri gülümseyerek anmak için güzel anılar biriktirmeye ve kayda geçirmeye çalışıyorum. Şimdilik bizden bu kadar, bir daha ne zaman fırsat bulurum bilemiyorum, malum çalışan anne olmak zor.