Acemi Ama Mutlu Bir Anne

Fotoğrafım

Annelik her daim Acemilik :) Bir günü bir gününe tutmayan, neşeli, hüzünlü, iyi, kötü, ağlamaklı, kahkahalı... ama hep heyecanlı, bol bilinmezli vazgeçilmez bir macera bizimkisi :)

16 Temmuz 2017 Pazar

Bağırmayan Anne Baba Olmak



"Bağırmayan Anne-Baba Olmak" adlı bu kitabı internette görüp inceledim ve hemen aldım. Kitapta çocukların davranışlarına sinirlenip kontrolden çıkarak "Hulk"a dönüşmekten kaçınmak için yapabileceğimiz şeyler anlatılıyor. Karşılaştığımız davranışlara odaklanmak yerine kendi duygusal durumumuza ve tepkilerimize odaklanırsak sadece çocuklarımızla değil, herkesle daha sağlıklı ilişkiler kurup daha sakin, daha sorunsuz bir hayat yaşayabileceğimizi savunuyor kitap.

Bir süredir Arya ile bağırışmadan anlaşmaya, empati yapmaya, Arya'yı daha iyi anlamaya çalışıyorum. Arya neyi neden yapıyor diye düşünüyor, kızmadan bağırmadan önce sakin kalıp Arya ile konuşmayı deniyorum. Çoğu zaman ulaştığım sonuç Arya ne yapıyorsa sıkıldığı için ya da kendini tam olarak ifade edemediği için yapıyor.

Biz -büyükler-, her zaman çocuklar bize uyum sağlasın, dediklerimizi anında yapsınlar istiyoruz ama onlar robot ya da kurmalı oyuncak değil. Çocuk da olsa onlar da birer birey ve kendi fikirleri, istekleri, ihtiyaçları var. Yani her zaman bizim istediklerimizi yapmalarını beklemek oldukça saçma. Kendimi Arya'nın yerine koyuyorum ve düşünüyorum. Mesela biri bana ben aç değilken "Yemek ye" diye ısrar etse ya da henüz uykum yokken "Hadi artık uyu" diye defalarca beni uyutmaya çalışsa yazabileceğim en kibar ifadeyle "Hayır" (?!) derim ve konuyu sonsuza dek kapatırım. Ama söz konusu çocuklar olunca hepimiz itirazsız, anında itaat bekliyoruz.

Bir süredir Arya'yı istemediği şeyleri yapması için zorlamamaya çalışıyorum. "Uykum yok" dediğinde, "Biraz daha oynayabilirsin o zaman" diyorum; Arya da bir süre sonra gelip "Hadi anne, uyuyalım mı?" diyor. Yemek zamanı "Ben acıkmadım" dediğinde hiç zorlamıyorum, karnı acıkınca "Anne, ben acıktım" diyor. "Ben bu yemeği yemek istemiyorum" deyince "Ne yemek istiyorsun? diye soruyorum. Genelde yoğurtla pilav, makarna, çorba, ya da köfte gibi sevdiğini bildiğim için her zaman yaptığım şeyleri istiyor yemeği beğenmediği zaman. Bazen de "Tamam, bu yemekten çok yemek zorunda değilsin ama bir kaşık tadına bakarsan belki seversin" diye şansımı deniyorum; çoğunlukla işe yarıyor ve Arya o yemeği bitiriyor.

İşler her zaman yolunda gitmiyor tabi ki. Bazı şeylerin ters gittiği zamanlar da oluyor. Mesela bu sabah "Annecim, kahvaltı yapalım, sonra istersen birlikte oyun oynarız" dedim. "Oluy" dedi. Sonra " Tost ister misin?" dedim, "Evet" dedi. Buraya kadar her şey harika, ama sonra ben tost yaparken Arya birden saklambaç oynayalım diye tutturmaya başladı. "Annecim tosta bakıyorum, karnım da aç. Yani kahvaltı yapmadan oynayacak enerjim yok" diye anlatmaya çalışsam da Arya debelenmeye, mızmızlanmaya ve ağlamaya başladı. Önce onu sakinleştirip konuşmaya çalıştım ama o ağlayarak istediğini elde etmeye çalışıyordu. Bu durumda yapılacak tek şey onu görmezden gelmekti, ben de öyle yaptım. Tostu pişirip tabağa koydum, salatalık soydum, kahvaltı için masayı hazırladım. Bu sırada Arya ağlayıp tepinerek odasına gitti. Herkes gelip kahvaltı masasına oturdu; yiyip içmeye, bir yandan da sohbet etmeye başladık. Sonra bir baktım Arya gelmiş, masaya oturmuş, tostunu yiyor :) "Annecim, bana meyve suyu da verir misin?" demese varlığını bile fark etmeyebilirdim :P Ben ona meyve suyu koyarken o çoktan babasını kandırıp tostunun yarısını ona yedirmiş :D Olsun yarım tost da olsa oturup bizimle kahvaltı yaptı sonuçta. Kahvaltısı bitince çizgi film izlemek istedi ve saat kurup çizgi film açtık. Saat çalınca yine mızmızlanmalar eşliğinde tv.yi kapattık ama çok uzun sürmedi mızmızlanmalar. Sonra biraz saklambaç oynadık, bu kez babam da oynasın diye ağladı ama babasının başka bir işi olduğunu anlattım. Yine odasına gidip sakinleşti. Bir süre sonra gelip parka gitmek istedi, gittik.

Hopa'da kumlu parka gidiyorduk Arya orda saatlerce kumda oynuyordu, Ata da geldiği için epey oyalanıp vakit geçiriyordu ama burda, Bahçeşehir'de parkta kum yok ve Arya kısa sürede (20-25dk) sıkılıp eve dönmek istiyor. Park dönüşü yine çizgi film izlemek istedi yine saat kurup birlikte İbi ve Tosi'yi izledik. Bu arada Arya karnım acıktı dedi ve öğle yemeği yedi. Sonra tv kapandı ve şu anda ben bu satırları yazarken Arya kendi kendine oyun oynuyor, bir yandan da bağımlısı olduğu İzmir Marşı'nı dinliyor :) Şu saatten sonra olacakları aşağı yukarı tahmin edip yazabilirim :) Arya birazdan yine sıkılıp beraber oyun oynamak isteyecek ya da tekrar 15-20 dakikalığına parka gitmek isteyecek. Gelince yemek yiyip 1-2 tane çizgi film izlemek isteyecek, tv kapanınca yine 1 tane daha diye mızmızlanacak, uyku öncesi daha uykum yok diyecek, sonra gelip "Anne, hadi uyuyalım" diyecek. Arya ile geçen nispeten sakin bir gün böyle işte.

Kitapta detaylıca anlatıldığı üzere önemli olan çocukların davranışları karşısında sakin kalmayı başarmak ve üçte/dörtte birimiz boyutundaki ufacık varlıkların bizi çileden çıkardığını iddia ederek Hulk gibi bir canavara dönüşmemize engel olmak. Bunun yolu da duygularımızı, stres sinir seviyemizi kontrol altında tutmaktan, her şeye duygusal tepkiler vermek yerine mantıklı hareketleri tercih etmekten geçiyor. Çocuklar ne yaparsa yapsın ses çıkarmayıp, bağırmamaktan, her şeyi kabullenip, onların kulu kölesi olmaktan bahsedilmiyor tabi ki burda. Sadece aşırı tepkisel olmak yerine mantıklı olmanın ve neler olduğunu, neden olduğunu anlayıp çözüm üretmenin, aynı sorunu tekrar yaşamamak için gerekli düzenlemeli yapmanın bağırmayan anne babalar olmak için kaçınılmaz bir gereklilik olduğu vurgulamak istiyorum. Peki, ben bunu ne kadar başarabiliyorum? Eh işte :/ ama vazgeçmek yok, denemeye devam etmeliyiz hepimiz :)