Acemi Ama Mutlu Bir Anne

Fotoğrafım

Annelik her daim Acemilik :) Bir günü bir gününe tutmayan, neşeli, hüzünlü, iyi, kötü, ağlamaklı, kahkahalı... ama hep heyecanlı, bol bilinmezli vazgeçilmez bir macera bizimkisi :)

16 Aralık 2015 Çarşamba

Arya'nın Kreş Maceraları Vol.3 - Arya 2,5 Yaşında!

Geçtiğimiz haftasonu Arya 2,5 yaşını doldurdu. Artık 3 yaşa doğru geri sayıma başladık :P

Arya bir süredir tam bir kreş aşığı :) (Aman nazar etmeyin n'olur! Maşallah diyelim, dilimizi ısıralım, popomuzu kaşıyalım :) Kreş arkadaşlarını ve öğretmenlerini çok seviyor. Sabahları uyanmakta ve hazırlanmakta zorluk çıkarınca "Aaa hadi ama Arya, böyle yaparsan kreşe geç kalırız" ya da "Hadi, kreşe, Poyraz'ı (bkz. foto) görmeye gidelim" diyoruz, Arya hemen fırlıyor yataktan :D



Arya doğduğundan beri hep güleryüzlü, sıcakkanlı, kolay adapte olan, sevgi dolu, insan seçmeyen bir bebek/çocuk :) Bu mizacı sayesinde kreşe alışması, öğretmenlerini ve arkadaşlarını sevmesi kolay oldu. Tabi ki şansımıza sevgi dolu öğretmenleri olan iyi bir kreş bulmamız da işleri kolaylaştırdı.




Arya kreşe gitmeye başladığından beri epey büyüdü, gelişti, konuşması anlaşılır hale geldi, 2'li 3'lü cümle kurmaya başladı. Artık her şeyi rahatça konuşarak anlatıyor, soru soruyor. Özellikle "Örtmenim" deyişini duymanız lazım :D

Arya'nın kreşi (Bahçelievler Cemre Anaokulu), Ahsen Hanım'ın kendi tanımı ile "Eğitim ağırlıklı değil, oyun odaklı bir kreş" ki bu durum beni de Arya'yı da çok mutlu ediyor. Bu yıllar Arya için tam oyun çağları, zaten okula başlayınca eğitimle fazlasıyla haşır neşir olacak. Arya'nin yaş grubu kreşte bol bol oyun oynuyor, öğle uykusu uyuyor, bir de öğretmenlerinin yardımı ile makarnadan kolye, süngerden köpek, cd.den balık gibi çeşitli yaratıcı etkinlikler yapıyor.













Etkinlik yapmadıkları zamanlarda ise fotoğraflarda görüldüğü üzere legolardan paten yapıp kayıyorlar, hep beraber evcilik oynuyorlar




Kreş etkinlikleri yetmiyor tabi Arya'ya. Evde de boş durmuyoruz. Keçe ile kes yapıştır yapıyoruz, yine keçe ile hazırladığım tangram ile hayvan figürleri yapıyoruz, hamurdan minyon, pizza, kule vb. yapıyoruz, perde demirleri ile atçılık oynuyoruz, bol bol şarkı söyleyip dans ediyoruz :D Yorulunca da yatağa serilip Pepee izliyoruz.




Arya bizimle oynamayı sevdiği kadar yalnız oynamayı da seviyor. Kendi kendine oyunlar kuruyor, konuşuyor, aktivite masasındaki şarkılara eşlik edip dans ediyor. Boyalarını alıp bir şeyler çiziyor, kitaplarına bakıyor. Ama ara ara yanımıza gelip sarılıp öpmeyi de unutmuyor. Biz çoğu zaman ses çıkarmadan, çaktırmadan onu izliyoruz ve nasıl bu kadar çabuk büyüdüğüne hayret edip duruyoruz.





Kreşin Arya'ya kazandırdığı becerilerden biri aynı alanda başka çocuklarla oyun oynabilme becerisi. Henüz kreş dışında çok fazla ortak oyun oynama fırsatı olmadı ama yine de ailecek çocuklu bir arkadaşımıza gittiğimizde eskisine nazaran daha sakin ve daha olumlu bir Arya gözlemledik. Tabi ki tüm gün kardeş kardeş oturup ortak bir oyun oynamaktan bahsetmiyorum ama aynı odada sorunsuz ayrı ayrı oyun oynayabilmeleri bile büyük gelişme bence.


Arya büyüdükçe günler hem daha zor hem de daha eğlenceli hale geliyor. Daha zor çünkü Arya hep farklı şeyler istiyor ve enerjisi bitmek bilmiyor; daha eğlenceli çünkü artık daha iyi iletişim kurup birlikte zevkli eğlenceli şeyler yapabiliyoruz. Yani tünelin ucunda ışık görünüyor. Sadece sabretmek ve çabalamaya devam etmek gerekiyor :)

26 Kasım 2015 Perşembe

İçimizdeki Kedi Aşkı :)

Ah bir görseniz apartman kedimizi...

Apartmanımızda bir kedi besliyoruz. Bembeyaz, sessiz, sakin bir kedi. Kapıyı her açtığımızda ayaklarımıza dolanıyor, paspasa yatıp oyunlar yapıyor, fırsat bulursa içeri girmeye çalışıyor. Su, mama, süt veriyoruz düzenli olarak. O kadar sevecen ki kalbimizi çaldı kerata. Arya zaten kedi aşığı bir çocuk, her kapı açıldığında kediyle karşılaşmaya bayılıyor. "Annecim, Babacım (b)ak, kedi!" diye bize gösteriyor ve kediyi seviyor. Kediyi eve alsak herhalde havalara uçacak Arya :)

Son günlerde evde sürekli bu kedinin muhabbeti dönüyor, eve alsak ne güzel olur diye iç geçiriyor herkes. Her şey iyi güzel de maalesef benim ciddi bir kedi alerjim var :( Daha önce kedi beslenen evlerde kaldığım oldu ve sabahı zor ettim. Nefes darlığı, tıkanan burun, şişen boğaz, akan gözler, bitmeyen bir kaşıntı... Kızarıklıkları söylemiyorum bile. Alerjiye rağmen sokakta kedi sevmişliğim çoktur. Ama uzun süre, hayat boyu aynı evde bir kediyle yaşayabilir miyim ? Oldukça zor maalesef.

Araştırdığım kadarıyla kediyi belirli aralıklarla özel bir şampuanla yıkamak ve haftada 2-3 kez fırçalamak gerekiyor. Ayrıca asla yatak odasına ve halı olan odalara girmemesi gerekiyor. Tüm bunlar çözüm değil de bir nevi önlem. Alerjiyi engellemenin çaresi yok gibi görünüyor. Alerji ilaçları var ama hepsi geçici çözümler maalesef. Kedinin olduğu ortamda giyilen giysilerin yatak odasına girmesi bile başlı başlına bir sorun. Tüm bunlara rağmen aklım hala kedide mi? Evet :( İçimden bir ses "Bir denesek, belki bu kediye alerjim olmaz" diyor tüm naifliği ile :)

Eczaneye alerji ilacı sorduğumda eczanecinin tepkisi "E kedi alerjiniz varsa, eve kedi almayın!" oldu. Biz de biliyoruz en kolayı o tabi! Ama işte gönül bu sevdi mi ferman dinlemiyor. Şimdilik konuyu hala düşünüyoruz ama kapımızda yatan bu sevgi yumağına ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum. 

30 Ekim 2015 Cuma

Oynatmaya Az Kaldı!

Zaman kavramımı yitirdim! Günlerdir çarşaf, yorgan, battaniye, alez, pijama.... yıkıyorum, asıyorum, kurutuyorum, tekrar yıkıyorum, asıyorum, kurutup, topluyorum...

Arya önce giysilerini çıkarıyor sonra da bezini. Ben bağlıyorum, o çıkarıyor. Tuvalete alıştırmaya çalışıyorum. 2 kere söylüyorsa 5 kere de hiç söylemeden olduğu yere yapıyor çişini. Delirmek üzereyim. Bana kalsa yaza kadar bekleyip Arya 3 yaşına girdikten ve konuşmayı iyice söktükten sonra tuvalet eğitimine başlayacaktık ama maalesef Arya Hanım bezden kurtulmaya karar verdi bile.



Yaklaşık 1 haftadır ev çamaşırhane gibi. Makine aralıksız sürekli doluyor boşalıyor. Yastıklar, yorganlar, çarşaflar, pijamalar... Arya'yı çişini yaptırıp uykuya yatırıyorum; bir süre sonra kontrole gidiyorum; Arya bezini çıkarmış, her yer göl gibi! Her şeyi değiştiriyorum; yine tuvalete götürüyorum, sonra "hadi bez bağlayalım, öyle uyu" diye anlaşıyoruz ama sonuç yine aynı. Ben odadan çıkıyorum, Arya bezini çıkarıp öyle uyuyor sonra yine her yer göl! Ne desek, ne denesek, ne yapsak işe yaramıyor! Ne yapacağımızı bilmiyoruz artık :(



Tuvalet eğitiminin kolay olmayacağını biliyordum da böylesine kısır bir döngü aklımdan bile geçmemişti.

Sabırlı olmaya çalışıyorum ama artık çok yoruldum :(



17 Ekim 2015 Cumartesi

Hoşgeldin Kış, Hastalık Mevsimine Merhaba!

Arya 28 aylık oldu; yaz bitti, kış geldi; hastalık sezonunu açtık ailecek!

Bu ay ailecek kendimizi hastalıktan kurtaramadık. Daha kış tam başlamadan ailecek 2 kez hastalandık. İlkini Arya daha hafif atlattı, biz yatak döşek yatıp, antibiyotik kullandık. İkincisinde ise Arya epey hastalandı, burnu aktı, öksürdü, kustu... Bu kez biz daha hafif atlatıyoruz. Değişmeyen şey ise ilk kim hastalanırsa hastalansın ondan sonra tüm aile peşinden takip ediyoruz hastalığı :(

Bu kez hastalığın sebebi Arya'yla gittiğim mecburi Cumartesi mesaimdi. 3 Ekim'de Arya'yla birlikte okula gittim, normalde Cumartesileri okula gitmem gerektiğinde Arya'ya Evrim bakacaktı ama o gün Evrim'in sertifika sınavı olduğu için Arya'yı da yanımda götürmek zorunda kaldım. Sabahın köründen öğlen 2'ye - 3'e kadar okulda kaldık maalesef. Bir de 80 dk'lık sınav gözetmenliği verildi ki işin tuzu biberi oldu. 







Yanınızda 2 yaşında kıpır kıpır bir çocukla sınav gözetmenliği yaptığınızı düşünebiliyor musunuz? Ben yaptım, olmuyor! Çocuk yerinde durmuyor, dur canım, sus canım işe yaramıyor, öğrenciler sınavı bırakıp çocuğu izliyor. Aslında Arya durumdan pek şikayetçi değildi, ona her şey oyun gibi geldi; sıraların arasında gezindi, kızların kucağına oturdu; eline kalemi aldı, tahtaya resim çizdi :)) 

Hastalığın sebebine gelecek olursak, Arya sandalyede oturmayı pek sevmiyor, bu yüzden de tüm gün yerlerde oturdu. Okulda bulduğum bir köpük parçasını minder niyetine kullandık ama tabi taşın soğuğu yine de hasta etti Arya'yı. Oturtmasaydın keşke diyeceksiniz ama 80 dk boyunca böyle bir zıpırı kucağımda ya da bir sandalyede tutabilmem mümkün mü acaba? Mecburen önüne abur cubur, kalem kağıt, oyuncak koyup ağlayıp mızmızlanmadan oyalanması için içimden dua ettim sadece. 


Kısacası okulda geçen o Cumartesi sonucunda Arya üşütüp hasta oldu, sonra da biz hastalandık. Arya kreşe giderken iyileşmesi daha zor olacağı için hafta başında Arya'yı babaannesi ve dedesine teslim edip eve döndük. Arya 5 gündür babaannesinde kalıyor. O kadar özledik ki... Bugün gelecek eve! Sabırsızlıkla bekliyoruz :)

( P.S. Arada havalar soğumadan, henüz hastalıkla tanışmadan önce Şehnazlarla pikniğe gittik Belgrad Ormanı'na :) onu da başka bir yazıda anlatacağım artık :)


22 Eylül 2015 Salı

Ne Zaman Büyüdün Sen Arya?

Son günlerde Arya her an her saniye ben artık büyüdüm bakışları atıyor, sanki birden hali tavrı değişti ya da ben geç idrak ediyorum tüm bunları :(



Geçen yıl kardeşimle Arya bir süre aynı odada uyudular. Sonra bir gün kardeşim "Arya gece hep uyanıp ağlıyor. Gece uyanmasa sabahın köründe kalkıp beni de uyandırıyor. Ben salonda yatacağım!" diyerek isyan etti. O günden sonra Arya kendi odasında uyudu, dayısı salonda. Yaz gelince kardeşim tatil için babamın yanına gitti, Arya yalnız uyumaya devam etti; tatilin sonuna doğru kreşe başladı, orda öğle uykusunda diğer çocuklarla birlikte aynı odada uyumaya başladı.

Ağustos sonunda kardeşim geri geldi ve salonda uyumaya devam etti. Taa ki geçen gece yastığını, pikesini Arya'nın odasından almayı unutana dek. O gece kardeşime "Hadi bu gece orda yat, Arya uyanmıyor artık geceleri, sabah da ben gelip alırım uyanınca Arya'yı" dedim. Biraz ırın kırın edip kabul etti. Sabah erken uyandım, Arya'nın uyanıp bana seslenmesini bekledim. Bekledim, bekledim, bekledim... Sonunda dayanamayıp odanın kapısını açtım. Arya içeride sessiz sessiz kendi halinde oyun oynuyordu. Kuzum uyanmış, bakmış dayısı uyuyor, hiç ses çıkarmamış kendi kendine oynamış :) Sarıldım, öptüm; "Aferin annecim, dayını uyandırmamışsın. Bir dahaki sefere uyanınca bana seslen seni alayım" dedim. Kafasını salladı, gülümsedi. 1-2 gündür durum aynen devam ediyor; aynı odada uyuyorlar; Arya erken uyanıyor ama dayısı uyanmasın diye hiç ses çıkarmıyor :) Ben de erken kalkıyorum ve Arya'yı odadan alıyorum, beraber kahvaltı hazırlıyoruz :)

Kahvaltı hazır olunca Arya'ya "Hadi babanı uyandır bakalım" diyorum; Arya koşarak yatağa çıkıyor, babasını öpüyor, eliyle omzuna pat pat yapıyor, "Babacım" diyor tekrar tekrar öpüyor :) Evrim uyanıp Arya'yı kollarına alıyor, baba-kız bir süre öyle yatıyorlar :)  Çoğu zaman ben de yanlarına atıyorum kendimi tabi :) Bu sabah yastık savaşı yaptık; Arya o kadar büyümüş ki yastıkla baya pat pat dövdü bizi :P kahkahalarla güldük :)))

Bugünlerde Arya'nın her yaptığı ne kadar büyüdüğünü anlatır nitelikte. Önceden iki dakika yerinde durmazdı Arya ama son günlerde yanımıza oturup bizimle film izliyor, dizime yatıyor ya da kucağıma oturuyor beraber müzik dinliyoruz :) Yemek hazır diye seslendiğim zaman nerede olursa olsun mutfağa gelip sandalyesine tırmanmaya çalışıyor, babasından yardım istiyor; sandalyesine oturup bizimle birlikte yiyor yemeğini. Dışarı çıkacağımızı söyleyince hemen üstündekileri çıkarmaya çalışıyor ve çekmecesinden sevdiği kıyafetlerini bulup "Anne, giydir" diyor :)

Arya beni izleyip taklit etmeye bayılıyor bu aralar. Saçlarımı tararken görünce hemen saç fırçasını istiyor; ben toka takıyorsam o da saçlarını gösterip toka istiyor. Mutfakta yemek hazırlarken şarkı söylüyorum, o da gelip benimle mırıldanıyor :) Akşamları yatağa uzanıp dergi, kitap okuyorum, Arya da hemen kitabını alıp yanıma uzanıyor :) Bayılıyorum bu hallerine :) Kendi kendine oynarken onu izlemeye de bayılıyorum. Oyunları da büyüdü artık Arya'nın. Ayaklarını uzatıp yastık koyuyor, bebeklerini uyutuyor sallayarak; ya da çantasının içine oyuncaklarını dolduruyor, bize el sallayıp "Bye bye" diyor; odadan çıkıyor ve kendince bir yerlere gidiyor :))) Bazen de beni ya da babasını çağırıyor oyun oynamak için. Seçtiği oyuncakları önümüze koyuyor; biz de onun oyununda konuk oyuncu oluyoruz :)




Biz sürekli Arya'yla birlikte olduğumuz için ne kadar büyüdüğünü fark edemiyoruz ya da geç fark ediyoruz sanırım. Fark edince de mucizelerin gerçek olduğuna bir kez daha inanıyoruz :) Minicik ellerini, iki parmak etmeyen bacaklarını gördüğüm, kokusunu ilk kez içime çektiğim gün daha dün gibi! Şimdiyse minik bir dev var evimizin içinde, tüm kalbimizi aşkla, sevgiyle, mutlulukla dolduran :) Dilerim Allah herkese bu aşkı, bu sevgiyi tattırsın.


14 Eylül 2015 Pazartesi

Çalışan Anne Hezeyanları Vol. 1

Ben işe başladım!

İnsanlık için küçük, benim içinse kocaman bir adım!

Evde geçen 2,5 yılın ardından işe başlamak cidden zor oldu ama sanırım yavaş yavaş adapte oluyorum. 31 Eylül'de seminerlerle başladım, sonra worksheetti, panoydu derken 2 hafta geçti bile. Bu haftadan sonra bayram tatili var ve 28 Eylül'de okullar açılacak. Uzun bir aradan sonra tekrar ders zilini beklemek çok ilginç.

Geçen hafta ilk dersime girdim, 8. sınıflara TEOG hazırlık dersi işledim. Anlattığım ilk konu "prepositions" oldu. Ders boyunca sadece İngilizce konuştum ve düşündüğümden çok daha kolay oldu :) Demek ki yazın izlediğim videolar işe yaramış, paslanmış bilgileri temizleyip kurtarmışım :D Tabi siz bakmayın böyle herşeyi güllük gülistanlık anlattığıma. Geçen hafta benim için tam bir kabustu. Hazırlamam gereken 4 sayfalık bir worksheet vardı. Sorun worksheeti hazırlamak değil de kullanılacak olan materyalleri elde etmek ve worksheeti tam olarak istenilen şablonda hazırlamaktı. Aynı worksheetleri ve cevap anahtarlarını 5-6 kez baştan hazırladım. Tam bitti, teslim ettim diye rahatlamıştım ki cevap anahtarları için belirlenen başka bir şablon olduğu bilgisi geldi. Tekrar hazırladım cevap anahtarlarını ama kaydedip kapattığım halde dosya bilgisayarda birden yok oldu. Sinir stresten aklım çıktı, oturup ağlamaya başladım. Allah'tan Evrim yardım etti, dosyayı kurtardı.

Geçtiğimiz haftanın tek sorunu worksheetler değildi maalesef. Bir de hafta başında hastalandım. Faranjit olmuşum; iğneydi, rapordu, antibiyotikti derken ben düzeldim ama evdeki herkes hastalandı. Önce Arya, sonra Kağan, şimdi de Evrim hasta :( Hastalık bir yandan, ev işi, okul işi bir yandan kendimi o kadar köşeye sıkışmış hissettim ki bir an herşeyi bırakıp, yere oturup hüngür hüngür ağladım. Evde kalsam daha kötü olacağımı bildiğim için kendimi dışarı attım. Evrim'le biraz dolaştık ve konuştuk. Zorlanmamın normal olduğundan ve alışınca bunlara gülüp geçeceğimden bahsettik :)



Öyle böyle yapılacaklar bitti, yoğunluk azaldı, iyileştim. Hafta bitip tatil gelince moralim de düzeldi :D Bu haftaya daha pozitif başladım ve işler şimdilik yolunda şükür :)

Tüm bunlar olurken çalışan anne olmanın zorluklarını da yavaştan yaşamaya başladım :( Sabahları ben evden çıkarken Arya uyuyor oluyor, onu görüp öpemeden evden çıkmak beni çok üzüyor ama uykusunu da bölmek istemiyorum. Evrim'le ikisi benden 1 saat sonra evden çıkıyorlar. Arya tüm gün kreşte eğlenirken ben tüm gün onu özlüyorum :( Akşam işten yorgun gelsem de Arya uyuyana dek birlikte oyun oynuyoruz, kitap okuyoruz, şarkı söyleyip dans ediyoruz. Arya uyuduktan sonra sıra ev işlerine geliyor, çamaşır, bulaşık, ertesi günün yemeği... Geçtiğimiz hafta gece 2'de hâlâ mutfakta yemek pişiriyordum :( Bugün yemeği daha erken (22:00) pişirdim. Şu anda da asmak için makineden çıkacak çamaşırları bekliyorum. Sonra bir makine daha doldurup yıkayacağım; onu da artık sabah Evrim asar.

Evcek okullu olduğumuz ve hepimiz sınava hazırlandığımız için bu yıl hepimiz aşağı yukarı eşit şartlardayız. Bu yüzden ev işleri için bir plan hazırlayıp işleri bölüştük. Herkesin belirli görev ve sorumlulukları var. Yani öyle kafama esince ya da zor gelince "Hadi bu gece de yemek yapmayıvereyim." diyemiyorum. Desem bile alternatif bir yol bulmak da yine benim sorumluluğumda. Şimdilik herkes plana ve sorumluluklarına sadık hareket ediyor :) İnşallah tüm sene böyle devam edebiliriz.

İlerleyen günlerde yeni düzene daha iyi uyum sağlayıp daha az yıpranmayla bu yılı atlatmayı umuyorum :) Bakalım, beraberce göreceğiz :)

30 Ağustos 2015 Pazar

Arya'nın Kreş Maceraları Vol. 2 ve El-Ayak Hastalığı


Arya'nın kreşteki ilk günlerinden bahsetmiştim. Aradan geçen sürede Arya kreşe alıştı, yeni arkadaşlar edindi, şimdilik halinden memnun. Tabi arada yine kreşe gitmek istemediği günler oluyor ama o kadarı da normal. Hangimiz her şeyi her zaman aynı derecede severek yapıyoruz ki?

Arya kreşe alıştı ama bu durum tüm problemlerimizin bittiği anlamına gelmiyor maalesef. Malum çocukların çok olduğu yerde hastalık da çok oluyor. Bu yazın illet hastalığı da "el-ayak hastalığı" denilen nalet bir hastalık. Nerdeyse tüm çocuklarda var, hepsinin kolu bacağı kıpkırmızı kabartı ve döküntülerle dolu. Hastalık virütik ve dolayısıyla da bulaşıcı. Kreşte birinde başlayınca hepsine bulaşıyor :( Maalesef Arya'ya da 2. kez bulaştı. Yavrum yazık sürekli kaşınıyor :( Eli, yüzü, kolu, bacağı hatta parmak araları bile kıpkırmızı. Doktora gittik ama yapacak birşey yokmuş; sadece kaşıntı için losyon ve şurup verdi.

El-ayak hastalığı dışında pek bir sorunumuz yok gibi şimdilik. Arya kreşteki öğretmenleri ve arkadaşlarını seviyor;  özellikle de Poyraz'la pek güzel anlaşıyorlar :D  Poyraz kumral, renkli gözlü, kısa boylu, sevimli bir velet :D Sabahları Arya'yı kapıda karşılıyor, öpüyor; akşamları da Arya'nın ayakkabılarını getirip Arya'yı kapıdan uğurluyor :) Öğretmenlerine "Tüm gün böyle mi bunlar?" diye sordum, "Yemekte bile ayrılmıyorlar, birbirlerini besliyorlar." cevabını aldım♡ Eh ne diyelim, gençler anlaşmış, bize de kabullenmek kalmış :P


Arya kreşe başlayıp arkadaş edinince konuşması da açılır diye düşünüyordum ama pek bir değişiklik yok henüz. Bazen benim söylediğim her hangi bir kelimeyi o anda tek seferde söylüyor ama sonra bir daha hiç kullanmıyor. Bazı kelimeleri de kendi kendine öğreniyor ve hiç unutmuyor. 

Arya'nın söylediği yeni kelimeler:

  • Çiçek
  • Ağız
  • Diş
  • Kaş
  • Saç
  • Ağaç
  • At
  • Ay
  • Ayran
  • Gooool
  • Ayır (Hayır)
  • Attım (top oynamaya bayılıyoruz ailece)
Kelime haznesi genişlese de henüz cümle kurmaya en yaklaştığı an yanıma çağırdığımda "Anne geldiim" dediği anlar. Bakalım her şeyin bir zamanı var elbet, biz de sabırla(?!)  bekliyoruz :)

9 Ağustos 2015 Pazar

Gerçekleşeceğini Hissettiğim Bir Hayalim Var :)

Öğrencilik yıllarımda düzenli olarak günlük tutar, özenle seçip aldığım defterlerime hayallerimi, hislerimi yazardım. Epeydir günlük tutmuyorum ama bloglar da bir nevi günlük zaten. Bugün içimdeki karşı konulamaz yazma ihtiyacımı yazıya dökmem gerekli. Çünkü içim kıpır kıpır, aklımda tazecik hayaller var :)

Bugün durduk yere ansızın gözümde bir ev canlandı. Bir köy evi! Yemyeşil bir bahçe içinde, 2 katlı şirin bir ev. Bahçesinde 3 tane kocaman ağaç var: ağaçlardan birinin altında minik bir köpek kulübesi, diğer ikisinin altında bahçe salıncağı ve bambu koltuklar. Her yerde kelebekler, çiçekler ve kaçınılmaz olarak arılar var :)





Çok uzak zamanda geçmiyor bu hayal. Kendimi görüyorum o bahçede, hâlâ gencim :) Evin yanında bir garaj var, içinde bisikletler. Arya bahçede köpeğimizle oynuyor.

Emeklilik hayali değil bu! Dedim ya yakın zamanda geçiyor. Nasıl anlatsam bilemiyorum, içimde çok da uzak olmadığına, yakın zamanda gerçekleşeceğine dair bir his var. Yakın zaman derken? Biz atanıp kadrolu öğretmen olduğumuz, Kağan da üniversiteye başlayıp yeri yurdu belli olduğu zaman olabilir belki :) Yani belki de önümüzdeki 1-2 yıl içinde! 

Peki, nasıl olacak? İşte o henüz pek net değil :) Ama yine de zihnimde birden canlanıveren bu görüntü, içime doğan bu umut basit bir hayalden öte bir şey sanki. Belki bugüne dek hiç gitmediğimiz, aklımızın kıyısından bile geçmeyen, hatta belki de hiç duymadığımız bir köyde olur; belki istemeye istemeye mecburiyetten gideceğimiz bir yerde olur. Olsun! Olsun da nerede nasıl olursa olsun. Nasılsa her işte bir hayır vardır :)

İşten eve koşarak gelmeyi, güzel havalarda bahçede Arya'yla yoga yapmayı, Evrim'le mum ışığı ve şarap eşiliğinde müzik dinleyip o salıncakta sohbet etmeyi dört gözle bekliyorum :) Tahmin edileceği üzre tüm sevdiklerimizi ağırlayacağımız mangallı, bol eğlenceli, temiz hava partileri vereceğimizden ayrıca bahsetmeme gerek yok sanırım. Yani inşallah bu komşuda pişecek, size de düşecek :) 




Zihnimde bir anda canlanan o ev yüreğime yeni bir aşk gibi düştü, umarım hayırlısıyla kaderimize de yazılmıştır :)


*Fotoğraflar temsili  :)

Foto 1:  emlakwebtv  sitesinden alınmıştır.
Foto 2:  gezialemi sitesinden alınmıştır.
Foto 3:  evdekorasyon  sitesinden alınmıştır.
Foto 4: misshappy.ro sitesinden alınmıştır.

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Kreş Seçimi ve Arya'nın Kreş Maceraları Vol.1

Arya 26 aylık kocaman bir kız oldu ve bu aydan itibaren kreşe başladı :)

İşte Arya'nin kreş kaydı için çekilen fotoğraflardan biri :)



Evrim'le bebek yapmaya karar verdiğimizde ilk 2-3 yıl benim evde kalmam ve bebekle ilgilenmem konusunda anlaşmıştık. 2 yıl su gibi geçti ve ben son aylarda artık işe dönmem gerektiğini hissetmeye başladım. Arya'nın da ev dışında sosyalleşmeye ve akranlarıyla zaman geçirmeye ihtiyacı olduğunu fark etmemek mümkün değildi zaten.

Arya'yi kreşe vermeye karar vermek işin sadece ilk aşamasıydı tabi ki. Asıl mevzu düzgün bir kreş bulabilmekti. Allah'a şükür boş vaktimiz de olduğu için kreş bulma çabalarımız düşündüğüm kadar zorlu geçmedi. Evimizin yakınındaki 4-5 kreşe yaptığımız ziyaretler ve internet/tanıdık araştırması sonucunda Arya için güvenli, temiz ve sevimli bir kreş bulduk.

Kreş ararken dikkat ettiğimiz ilk konu güvenlik önlemleri oldu. Pencerelerde korkuluk olması ve kreş içinde tehlike yaratacak alanlar olmaması ilk önceliğimiz oldu. Kreşleri gezerken en çok rahatsız olduğum konu kreşlerin hep bodrum katlarda olmasıydı. Çocukların tüm gün havasız, ışıksız, ufacık odalara hapis olması çok sağlıksız bence. Rahatsız olduğum diğer bir konu da habersiz gittiğim kreşlerde çocuklara dondurulmuş pizza vb. hazır gıdalar verilmesi oldu. Tüm bunlardan sonra Arya'yi kaydettirdiğimiz kreş bana saray yavrusu gibi geldi :)

Seçtiğimiz kreş 3 katlı bir binada ve ufak da olsa bir bahçesi var. Bahçede kaydırak ve 2 adet salıncak var. Odaları ortalama büyüklükte, temiz ve ferah. Tüm odalar ışık alıyor. Şu anda okulda 3 öğretmen var. Yaz dönemi olduğu için çocuk sayısı az ve genelde bir arada oynuyorlar ama okul dönemi başladığında yaşlarına göre gruplara ayrılacaklar. Mevcut öğretmenlerin hepsi genç ve gözlemlediğim kadarıyla sakin/sabırlı mizaçlara sahipler. Kreşte hergün farkli etkinlikler yapılıyor ve farklı eğitim modelleri bir arada uygulanıyor, yani sadece tek bir model baz alınmıyor.

Kreşle ilgili izlenimlerim bu kadar sanırım. Gelelim Arya'ya :)

Biz kreş arayışlarımıza Arya'yı da dahil ettik ki ona da bir ön hazırlık olsun, gideceği ortamı önceden görsün, deneyimlesin. Kreş ziyaretlerimizde Arya bir sürü çocuğu bir arada görünce inanılmaz mutlu oldu. Bu süreçte Arya'ya sürekli kreşle ilgili bilgiler verdim ve orda neler yapacağını ona anlattım. Kreşe başladığı ilk gün kapıdan girer girmez diğer çocuklarla kaynaştı ve benim Hoşçakal deyip ayrılmamı umursamadı bile :)

Aşağıdakiler Arya'nin kreşteki ilk sanatsal etkinlik eserleri :)))




Arya'nın kreşteki ilk 3 günü umduğumdan daha iyi gitti ve Arya kolayca uyum sağladı kreşe. Ama sonrakı 2 sabah benden ayrılmak istemedi :( Kreşin kapısında bana sarılıp ağladı, ne dersem diyeyim dinlemedi ve benim gitmemi istemedi. Bir şekilde o öğretmeni ile kreşe girdi, ben de eve döndüm. Arya kısa süre de sakinleşmiş ama o arada ben üzüntüden mahvoldum. Ama biliyorum ki bu da bir geçiş aşaması, Arya da alışacak bu yeni düzene. Ayrılırken ağlasa da biliyorum ki daha sonra kreşte oynuyor, eğleniyor, iyi vakit geçiriyor. Akşam almaya gittiğimizde de neşeyle bize sarılıp herkese "bye bye" yapıyor :)

Önümüzdeki yıl hepimiz için çok yoğun geçecek. Evrim'le ikimiz hem çalışıp hem de Kpss'ye hazırlanacağız, Kağan 12. sınıfa geçti, yani üniversite sınavı kapıda. Bu süreçte Arya'nın en iyi şekilde bakıldığından emin olmak bizim için çok önemli. Şimdilik her şey yolunda görünüyor. Umarım böyle devam eder.


3 Ağustos 2015 Pazartesi

Bitmeyen Tatil Yapmışlar, Biz de Bir Bakalım Dedik :)

Son bir aydır hiç yazamadım çünkü bu aralar her şey çok hızlı ve biz sürekli hareket halindeyiz :) Ailecek yaptığımız Didim tatilinden 2 hafta sonra Arya'yla anne-kız yine yollara düştük :) 13 Temmuz'da Istanbul'dan Izmir'e, oradan da Manisa'ya geçtik. Manisa'da yakın akrabalarımızı ziyaret etmek için bir gün bir gece kaldik ve Salı günü 2 haftalığına Çandarlı'ya (Dikili / İzmir) geçtik.

Arya yolculuk mevzuna epey alıştı. Tabi ki yine zorlandığım anlar oluyor ama çok da korkutucu değil. Yanımızda boya kalemi, defter, abur cubur ve tablet olduktan sonra 3-4 saatlik yolculuklardan akıl sağlığımı kaybetmeden sağ çıkabiliyorum Allaha'a şükür  :)




Yine bebek ve tek ebeveyn olarak çıktığımız tatilin yolculuk kısımlarını atlayarak geçersek Çandarlı'da en zorlandığım konu Arya'nın hiç yerinde duramaması ve sürekli elimden tutarak beni ordan oraya sürüklemesi oldu. Uyanır uyanmaz sokağa çıkmak, denize gitmek istedi, kolluklarını şapkası takıp kapının önünde bekledi, istediği olana dek de zırladı cadı.



Tabi ki her gün kahvaltı sonrası denize gittik ama minik cadım denize gidince de yerinde durmadı. Kısacası tüm tatili ordan oraya sürüklenerek geçirdim. Yine de Arya'nın hakkını yemeyeyim, gece gündüz düzenli uyudu (sabah 7'de kalsa da) ve yemek konusunda huysuzluk yapmadı. Arya'nin alışkın olduğu deniz simidi patlayana kadar yüzme konusunda da oldukça iyi gidiyorduk ama Arya yeni aldığımız simidi hiç sevmeyince yüzme çabalarım sekteye uğradı maalesef :(Allah'tan Kağan var da, o Arya'yı oyalarken ben de biraz yüzebildim :)





Tatilin bitimine yakın Arya kendine çok tatlı bir abla buldu, Pelin Naz :) Onunla denize girdi, oynadı, epey eğlendi. Hatta Pelin Naz sayesinde kolluklarla kendi kendine yüzmeyi bile öğrendi :) Deniz dışında Arya'nın en büyük eğlencesi evin terası oldu. Terasta dedesi ile atçılık oynadılar, hortumla birbirlerini yıkadılar, mandallardan tren yaptılar :) Bir de akşamları parkta tahterevalliye bindiler :)





Arya'nin dayı aşkı tatilde de artarak devam etti :) Kağan nereye gitse Arya da peşinden gitti. Üst kat, alt kat, teras, banyo... kuyruk gibi takıldı peşine  :) Dişlerini fırçalarken bile ayrılmadılar 😁



Çandarlı'dan 2 haftalık hasretle dönünce Evrim'le tatile son noktayı aşkla koyalım dedik ve Arya'yı babaannesine bırakıp karı-koca Büyükada'ya gittik, 2 günlük nefis bir kaçamak yaptık :)



Aslında anlatacak o kadar çok şey var ki... Ama şimdilik bu kadar yazabiliyorum. Arya yarın kreşe başlıyor, çok heyecanlıyım. Sevecek mi kreşi, kolay alışacak mı acaba? Bakalım, inşallah her şey yolunda gider.