Acemi Ama Mutlu Bir Anne

Fotoğrafım

Annelik her daim Acemilik :) Bir günü bir gününe tutmayan, neşeli, hüzünlü, iyi, kötü, ağlamaklı, kahkahalı... ama hep heyecanlı, bol bilinmezli vazgeçilmez bir macera bizimkisi :)

7 Aralık 2016 Çarşamba

Oynatmaya Az Kaldı, Doktorum Nerde?

42. aydayız ve işler hiç de düşündüğüm gibi gitmiyor! Arya büyüdükçe her şey daha da zorlaşıyor!

Gecenin birinde bu satırları yazıyorum çünkü sinirden uykum kaçtı. Arya 3 gecedir yatağını ıslatıyor. Bezini ilk çıkardığımızda bile bu kadar yapmamıştı. Gece tuvalete gitmektense altına yapıp sonra da bizim odaya geliyor. "Anne, ıslandı pijamam, değiştirir misin?" gayet aklı başında ve ne yaptığının farkında! Bu gece tak dedi artık, epeyce sinirlendim, kızdım. Küçük hanım işin kolayını da öğrendi, ben kızınca hemen "Git burdan, babamı istiyorum" diyor. Şu an bizim yatağımızda mışıl mışıl uyuyor.

Mevzu sadece yatağı ıslatma mevzusu değil maalesef. Son günlerde Arya ile sürekli inatlaşıyoruz. Her şeye karşı çıkıyor, yapılması gereken şey dışında her şeyi yapmak istiyor. Sabah kreşe gitmicem, parka gitcem diye ağlıyor; haftasonu canı sıkılıyor, kreşe gitmek istiyor; akşam saat 7'de uyumak istiyor, sonra gece uyanıp oyun oynamak istiyor! Kreşten gelince sulu boya yapmak istiyor ama illa benim de yapmamı istiyor. Ya da doktorculuk oynamak istiyor, ama hemen o anda oynamak istiyor. 2 dk bekle şunu halledeyim desem kıyamet kopuyor. Her şeyi durmadan ağlayıp mızıldanarak istiyor! Her ağladığında her istediğini yapmamak için çoğu zaman görmezden duymazdan geliyorum. Sakinleşince ağlayarak istediği hiçbir şeyi elde edemeyeceğini anlatıyorum ama artık çok yoruldum. Cidden delirmeme ramak kaldı.

Arya bebekken her şey daha basit, daha kolaydı. Bu kadar peşinden koşmak zorunda kalmıyor, bu kadar inatlaşmıyorduk. Büyüdükçe işler karmaşıklaştı. Küçükken ve bilinci bu kadar gelişmemişken kararları biz veriyor, işleri istediğimiz gibi hallediyorduk ama şimdi işler değişti. Arya'nın kendi kişiliği, kendi fikirleri, kendi istekleri var. Ama mantığı yok! En azından isteklerinin uygulanabilirliği yok.

Peki iyi olan şeyler hiç yok mu? Var tabi ki! İyi bir gündeyse Arya kendi kendine çok güzel oyunlar kuruyor. Bu ara en favori oyunu doktorculuk. Kulağımıza kaçan karıncalar, kirpiler, filler, Tom ve Jerryler epey güldürüyor bizi.

Kendi kendine oynaması dışında, diğer çocuklarla oynamayı da iyice öğrendi Arya. Önceleri başka çocuklarla bir arada bile olsa ayrı ayrı oynuyorlardı, artık birlikte oynayabiliyorlar. Bu sayede biz de kısa süreli de olsa normal insanlar gibi sohbet edebiliyoruz. Arya'nın bu ara en sevdiği şeyler fotoğraf çekmek, resim yapmak ve masal anlatmak. Bizden öğrendiği masalları bize geri anlatıyor ama çok komik :)

Genel olarak Arya ile anlaştığımız anlar, anlaşamadığımız anlardan daha az ve bu durum beni çok zorluyor. Çoğu zaman sabrım tükeniyor ve Arya inadından ağlarken ben "Ağla ama uzakta ağla" diyerek kendimi başka odaya atıyorum. Sabrım taşmadığı zamanlarda ise Arya'ya sarılarak sakinleşene kadar bekliyor ve durumun sebebini anlamaya çalışıyorum. Arya derdini anlatabilirse çözüm bulmaya, onunla bir şekilde anlaşmaya çalışıyorum ama çoğu zaman sırf inadından mızmızlandığı için bu pek mümkün olmuyor.

Bakalım ne zamana kadar böyle devam edeceğiz. Umarım yakın gelecekte Arya anlamsız inadından vazgeçmeyi öğrenir de yeniden normal bir hayata döneriz.