Acemi Ama Mutlu Bir Anne

Fotoğrafım

Annelik her daim Acemilik :) Bir günü bir gününe tutmayan, neşeli, hüzünlü, iyi, kötü, ağlamaklı, kahkahalı... ama hep heyecanlı, bol bilinmezli vazgeçilmez bir macera bizimkisi :)

22 Eylül 2015 Salı

Ne Zaman Büyüdün Sen Arya?

Son günlerde Arya her an her saniye ben artık büyüdüm bakışları atıyor, sanki birden hali tavrı değişti ya da ben geç idrak ediyorum tüm bunları :(



Geçen yıl kardeşimle Arya bir süre aynı odada uyudular. Sonra bir gün kardeşim "Arya gece hep uyanıp ağlıyor. Gece uyanmasa sabahın köründe kalkıp beni de uyandırıyor. Ben salonda yatacağım!" diyerek isyan etti. O günden sonra Arya kendi odasında uyudu, dayısı salonda. Yaz gelince kardeşim tatil için babamın yanına gitti, Arya yalnız uyumaya devam etti; tatilin sonuna doğru kreşe başladı, orda öğle uykusunda diğer çocuklarla birlikte aynı odada uyumaya başladı.

Ağustos sonunda kardeşim geri geldi ve salonda uyumaya devam etti. Taa ki geçen gece yastığını, pikesini Arya'nın odasından almayı unutana dek. O gece kardeşime "Hadi bu gece orda yat, Arya uyanmıyor artık geceleri, sabah da ben gelip alırım uyanınca Arya'yı" dedim. Biraz ırın kırın edip kabul etti. Sabah erken uyandım, Arya'nın uyanıp bana seslenmesini bekledim. Bekledim, bekledim, bekledim... Sonunda dayanamayıp odanın kapısını açtım. Arya içeride sessiz sessiz kendi halinde oyun oynuyordu. Kuzum uyanmış, bakmış dayısı uyuyor, hiç ses çıkarmamış kendi kendine oynamış :) Sarıldım, öptüm; "Aferin annecim, dayını uyandırmamışsın. Bir dahaki sefere uyanınca bana seslen seni alayım" dedim. Kafasını salladı, gülümsedi. 1-2 gündür durum aynen devam ediyor; aynı odada uyuyorlar; Arya erken uyanıyor ama dayısı uyanmasın diye hiç ses çıkarmıyor :) Ben de erken kalkıyorum ve Arya'yı odadan alıyorum, beraber kahvaltı hazırlıyoruz :)

Kahvaltı hazır olunca Arya'ya "Hadi babanı uyandır bakalım" diyorum; Arya koşarak yatağa çıkıyor, babasını öpüyor, eliyle omzuna pat pat yapıyor, "Babacım" diyor tekrar tekrar öpüyor :) Evrim uyanıp Arya'yı kollarına alıyor, baba-kız bir süre öyle yatıyorlar :)  Çoğu zaman ben de yanlarına atıyorum kendimi tabi :) Bu sabah yastık savaşı yaptık; Arya o kadar büyümüş ki yastıkla baya pat pat dövdü bizi :P kahkahalarla güldük :)))

Bugünlerde Arya'nın her yaptığı ne kadar büyüdüğünü anlatır nitelikte. Önceden iki dakika yerinde durmazdı Arya ama son günlerde yanımıza oturup bizimle film izliyor, dizime yatıyor ya da kucağıma oturuyor beraber müzik dinliyoruz :) Yemek hazır diye seslendiğim zaman nerede olursa olsun mutfağa gelip sandalyesine tırmanmaya çalışıyor, babasından yardım istiyor; sandalyesine oturup bizimle birlikte yiyor yemeğini. Dışarı çıkacağımızı söyleyince hemen üstündekileri çıkarmaya çalışıyor ve çekmecesinden sevdiği kıyafetlerini bulup "Anne, giydir" diyor :)

Arya beni izleyip taklit etmeye bayılıyor bu aralar. Saçlarımı tararken görünce hemen saç fırçasını istiyor; ben toka takıyorsam o da saçlarını gösterip toka istiyor. Mutfakta yemek hazırlarken şarkı söylüyorum, o da gelip benimle mırıldanıyor :) Akşamları yatağa uzanıp dergi, kitap okuyorum, Arya da hemen kitabını alıp yanıma uzanıyor :) Bayılıyorum bu hallerine :) Kendi kendine oynarken onu izlemeye de bayılıyorum. Oyunları da büyüdü artık Arya'nın. Ayaklarını uzatıp yastık koyuyor, bebeklerini uyutuyor sallayarak; ya da çantasının içine oyuncaklarını dolduruyor, bize el sallayıp "Bye bye" diyor; odadan çıkıyor ve kendince bir yerlere gidiyor :))) Bazen de beni ya da babasını çağırıyor oyun oynamak için. Seçtiği oyuncakları önümüze koyuyor; biz de onun oyununda konuk oyuncu oluyoruz :)




Biz sürekli Arya'yla birlikte olduğumuz için ne kadar büyüdüğünü fark edemiyoruz ya da geç fark ediyoruz sanırım. Fark edince de mucizelerin gerçek olduğuna bir kez daha inanıyoruz :) Minicik ellerini, iki parmak etmeyen bacaklarını gördüğüm, kokusunu ilk kez içime çektiğim gün daha dün gibi! Şimdiyse minik bir dev var evimizin içinde, tüm kalbimizi aşkla, sevgiyle, mutlulukla dolduran :) Dilerim Allah herkese bu aşkı, bu sevgiyi tattırsın.


14 Eylül 2015 Pazartesi

Çalışan Anne Hezeyanları Vol. 1

Ben işe başladım!

İnsanlık için küçük, benim içinse kocaman bir adım!

Evde geçen 2,5 yılın ardından işe başlamak cidden zor oldu ama sanırım yavaş yavaş adapte oluyorum. 31 Eylül'de seminerlerle başladım, sonra worksheetti, panoydu derken 2 hafta geçti bile. Bu haftadan sonra bayram tatili var ve 28 Eylül'de okullar açılacak. Uzun bir aradan sonra tekrar ders zilini beklemek çok ilginç.

Geçen hafta ilk dersime girdim, 8. sınıflara TEOG hazırlık dersi işledim. Anlattığım ilk konu "prepositions" oldu. Ders boyunca sadece İngilizce konuştum ve düşündüğümden çok daha kolay oldu :) Demek ki yazın izlediğim videolar işe yaramış, paslanmış bilgileri temizleyip kurtarmışım :D Tabi siz bakmayın böyle herşeyi güllük gülistanlık anlattığıma. Geçen hafta benim için tam bir kabustu. Hazırlamam gereken 4 sayfalık bir worksheet vardı. Sorun worksheeti hazırlamak değil de kullanılacak olan materyalleri elde etmek ve worksheeti tam olarak istenilen şablonda hazırlamaktı. Aynı worksheetleri ve cevap anahtarlarını 5-6 kez baştan hazırladım. Tam bitti, teslim ettim diye rahatlamıştım ki cevap anahtarları için belirlenen başka bir şablon olduğu bilgisi geldi. Tekrar hazırladım cevap anahtarlarını ama kaydedip kapattığım halde dosya bilgisayarda birden yok oldu. Sinir stresten aklım çıktı, oturup ağlamaya başladım. Allah'tan Evrim yardım etti, dosyayı kurtardı.

Geçtiğimiz haftanın tek sorunu worksheetler değildi maalesef. Bir de hafta başında hastalandım. Faranjit olmuşum; iğneydi, rapordu, antibiyotikti derken ben düzeldim ama evdeki herkes hastalandı. Önce Arya, sonra Kağan, şimdi de Evrim hasta :( Hastalık bir yandan, ev işi, okul işi bir yandan kendimi o kadar köşeye sıkışmış hissettim ki bir an herşeyi bırakıp, yere oturup hüngür hüngür ağladım. Evde kalsam daha kötü olacağımı bildiğim için kendimi dışarı attım. Evrim'le biraz dolaştık ve konuştuk. Zorlanmamın normal olduğundan ve alışınca bunlara gülüp geçeceğimden bahsettik :)



Öyle böyle yapılacaklar bitti, yoğunluk azaldı, iyileştim. Hafta bitip tatil gelince moralim de düzeldi :D Bu haftaya daha pozitif başladım ve işler şimdilik yolunda şükür :)

Tüm bunlar olurken çalışan anne olmanın zorluklarını da yavaştan yaşamaya başladım :( Sabahları ben evden çıkarken Arya uyuyor oluyor, onu görüp öpemeden evden çıkmak beni çok üzüyor ama uykusunu da bölmek istemiyorum. Evrim'le ikisi benden 1 saat sonra evden çıkıyorlar. Arya tüm gün kreşte eğlenirken ben tüm gün onu özlüyorum :( Akşam işten yorgun gelsem de Arya uyuyana dek birlikte oyun oynuyoruz, kitap okuyoruz, şarkı söyleyip dans ediyoruz. Arya uyuduktan sonra sıra ev işlerine geliyor, çamaşır, bulaşık, ertesi günün yemeği... Geçtiğimiz hafta gece 2'de hâlâ mutfakta yemek pişiriyordum :( Bugün yemeği daha erken (22:00) pişirdim. Şu anda da asmak için makineden çıkacak çamaşırları bekliyorum. Sonra bir makine daha doldurup yıkayacağım; onu da artık sabah Evrim asar.

Evcek okullu olduğumuz ve hepimiz sınava hazırlandığımız için bu yıl hepimiz aşağı yukarı eşit şartlardayız. Bu yüzden ev işleri için bir plan hazırlayıp işleri bölüştük. Herkesin belirli görev ve sorumlulukları var. Yani öyle kafama esince ya da zor gelince "Hadi bu gece de yemek yapmayıvereyim." diyemiyorum. Desem bile alternatif bir yol bulmak da yine benim sorumluluğumda. Şimdilik herkes plana ve sorumluluklarına sadık hareket ediyor :) İnşallah tüm sene böyle devam edebiliriz.

İlerleyen günlerde yeni düzene daha iyi uyum sağlayıp daha az yıpranmayla bu yılı atlatmayı umuyorum :) Bakalım, beraberce göreceğiz :)