Bebeklikten Çocukluğa Geçiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebeklikten Çocukluğa Geçiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2016 Perşembe

3 Yaşın Getirdikleri

Her yaşın zorluğu güzelliği ayrı, 3 yaşın da güzellikleri olduğu gibi zorlukları da var maalesef.

Arya artık her istediğini anlatabilecek hatta masallar anlatıp, oyunlar kurabilecek kadar konuşabiliyor. Her isteğini net bir şekilde ifade edebiliyor: "Ben babayla uyucam!", "Parka gitmek istiyoyum!" ya da "Valizi ben taşıycam" gibi :) İşin rengi istekleri gerçekleştirilmediğinde değişiyor tabi. "Sana kızdım", "Size küstüm", "Senle konuşmıcam!" cevaplarından birini seç beğen al. Eğer bunlar işe yaramazsa bu kez başlıyor feryat figan ağlayıp bağırmaya. O anlarda ne desem boş çünkü durup dinlemiyor. Ben de durup yorulmasını ve sakinleşmesini bekliyorum. Bir süre sonra siniri geçiyor ve yavaş yavaş ağlayarak bana sarılıyor. O zaman istediği şeyin o anda neden yapılamayacağını anlatıyorum. Bazen ikna oluyor bazen yine de istemeye devam ediyor. Baktım geçmiyor ve inatlaşıyoruz, başka şeyler önerip dikkatini dağıtmaya çalışıyorum. Misal "Hadi sana salatalık -(Arya salatalığa aşık olduğu için, bizim evin baş tacı salatalık:)vereyim, sonra da lego oynarız, olur mu?" diyorum; iyi bir gündeysek "Salatalık mı? Tamam" diyor. Böyle yuvarlanıp gidiyoruz. 


Arya ile anlaşamadığımız konuların biri dışarıda elimizi tutarak yürümek istememesi. Sürekli "Ben kendim yürücem!" diyerek elimizi bırakıp tek başına yürümeye çalışıyor. Sadece caddeden geçerken kendi isteği ile elimizi tutuyor, kaldırımda giderken hayatta tutmuyor elimizi. Israr edince de yine feryat figan tepinmeler... Bazen de hiç yürümek istemiyor, "Kucağına/Sırtına aaaaaalllll!" diye mızıklıyor. Böyle anlarda göz hizasına eğilip "Arya elimi tutup yürümezsen eve dönmek zorunda kalacağız. Lütfen sakince elimi tutar mısın?" diyorum ama her zaman işe yaramıyor, yarasa da 5-10 dk sonra yine başa dönüyoruz. Bebek arabası kullanmayı çoktan bıraktık çünkü Türkiye'deki kaldırımlar bebek arabalarına uygun değil, uygun olan rampalı kaldırımlarda da rampaların önünde arabalar park etmiş oluyor genelde. Toplu taşımaya bebek arabası ile binmeye çalışmaktan bahsetmek bile istemiyorum. Sonuç olarak Arya ile dışarı çıktığımızda mümkün oldukça yürütmeye çalışıyoruz ama olmadığı yerde Evrim, Arya'yı sırtına alıyor, bir süre sonra Arya sakinleşince Evrim "Ben yoruldum babacım, biraz yürür müsün?" diyerek Arya'nın tekrar yürümesini sağlıyor. 


Arya'yı dışarıda zapt etmek ne kadar zorsa evde idare etmek de o kadar emek istiyor. Öyle bir enerji var ki çocukta yerinde duramıyor. Koltuk minderlerinden köprüler, çadırlar, mini evler yapıyor, oyuncak paraları çantasına doldurup mahsusçuktan parka gidip geliyor, legoları ile roket(?!) yapıyor. Hepsinden sıkılınca bize sarmaya başlıyor, üzerimize atlıyor, göbeğimizde zıplamaya çalışıyor, tepemize tırmanıyor :D Uzun zamandır benim ihmalkarlığım yüzünden televizyona alıştığı için çoğu zaman "Televizyon izlicem!" diye tutturuyor. Ama bu sorunu çözmek için gerekli adımları kademeli olarak atıyoruz. Bir süredir Arya fark etmeden fişini çekmek sureti ile TV'nin bozuk olduğunu söylüyorduk Arya'ya. Başlarda çok ağladı ama şimdilerde alıştı. Dün de bir anlaşma yaptık Arya ile, Arya kreşten gelince birlikte oyun oynayıp yemek yiyoruz sonra babası TV'yi tamir ediyor. Arya'nın 1 saat TV izleme hakkı var. Saati dolunca TV'yi kapatıyor, beraber masal okuyoruz, sonra sütünü içip babası ile uyuyor Arya Hanım :) Çocuklara TV izletme konusunda çok katı olmadığımdan daha önceki yazılarımda bahsetmiştim ama tabi ki her şeyin fazlası zararlı. Araştırmalara göre 3-7 yaş arasında TV ya da tablet için verilen süre günlük 30dk - 1sa. Biz de Arya ile yaptığımız anlaşma ile bu süreye uymayı hedefliyoruz. Şimdilik işler yolunda, aman maşallah diyelim :)

Oktay da gözünü ayırmadan çizgi film izliyor :D

Arya babasının hakkından gelmiş :P

Az önce mucizevi bir an yaşandı! Arya'ya seslenip "Annecim, TV'yi kapat artık, vaktin doldu." dedim ve Arya "O zaman kapatıyorum" diyerek, TV'yi sakince kapattı; babasına "Anne bana masal okucak, sonra uyuyalım." diyerek sakin sakin yatağına gitti! İşte bu mucize değil de ne? Daha ne olsun :) Bu da gösteriyor ki "Çocuk o, ne anlar" dememek lazım, her şeyi tane tane basitçe anlatıp uyum sağlaması için fırsat vermek lazım. Buraya da temsili bir uyuyan, masum Arya fotosu koyarak bu yazıyı bitirip sessizliğin tadını çıkarayım bari :)



14 Mart 2016 Pazartesi

Olayların Gölgesinde 3 Yaşa Yaklaşırken... Arya'nın Büyüme Halleri

Ülkede artık her gün bir bomba patlıyor. İnsanlar sevdiklerini yitiriyor. Suçsuz, günahsız gençler, kendi halinde işinden evine dönen büyükler, tesadüfi o sırada olay mahallinden geçen insanlar durduk yere hayatını kaybediyor. Allah kimseyi yavrusundan, anasından babasından, sevdiğinden zamansız ve böylesine acı ölümlerle ayırmasın, tarifi mümkün olmayan acılar yaşatmasın. Tüm bu acılara tanık olurken aklımdan hep aynı şey geçiyor: Rabbim, evlatlarımızı koru, anasız babasız bırakma, bizi onlardan ayırma! Düşündükçe Arya'ya sımsıkı sarılmak ve hep öyle kalmak istiyorum. Arya'ya baktıkça ne olursa olsun zamanın hiç yavaşlamadan akmaya devam ettiğini ve acılar içimizi yaksa da bizim de akan zamana ayak uydurduğumuzu görüyorum.

Arya 33 aylık oldu. 3 yaşını doldurmasına sadece 3 ay kaldı! 

Bazen Arya'ya bakınca gördüklerime, duyduklarıma inanamıyorum. Karnımda hareketlerini hissettiğim ilk anı düşünüyorum, kucağıma aldığım ilk anı, ilk gülümsemesini, yürümesi, ilk kelimeleri... Bir de şimdiki haline bakıyorum, nasıl da değişti kuzucuk. Özellikle şu son 2 haftada konuşması inanılmaz gelişti. 2 hafta önce yarım yamalak konuşan, benim dışımda herkesin anlamakta zorlandığı bebek gitti, yerine "Annecim, su verir misin? Babacım, günaydın, kalkar mısın?, "Dedecim/Güloş ben de sizinle gelcem" diye patır patır konuşan bir çocuk geldi! 



Arya kreşe başladığında neredeyse hiç konuşamıyordu, sadece tek tük birkaç kelime söyleyebiliyordu. Şimdiyse, eve gelenleri kapıda karşılayıp "Hoş geldin babacım/annecim/dayıcım, merhaba, nasılsın?" diyor. Sonra da başlıyor bildiğin sohbet etmeye. Önceden dayısına sadece "Ka" (Kağan'ın Ka'sı) diyordu artık "dayıcım" diyor, bir şey isteyeceği zaman mutlaka rica cümlesi kuruyor: verir misin, gelir misin, açar mısın... Her şeyi soruyor: "Anne, mu(bu) ne? Anne, o ne?, Anne, bulutlar/güneş/yıldızlar nerde? Anne, yağmur mu yağıyor?"... Bazen bu sorulardan bunalsam da ah bir konuşsa diye hevesle beklediğimiz günleri hatırlayıp sabırla cevap vermeye çalışıyorum. Tabi bazen kaçıp saklanasım gelmiyor desem yalan olur. Ama içinden gelip de boynuma sarılıp "Seni çok seviyorum annecim" deyince ben eriyip bitiyorum.

Arya'nın mevcut gelişiminde kreşin etkisi göz ardı edilemez. Kreşte yaşıtları ile çeşitli etkinlikler yaparken, oyun oynarken, yemek yerken hem ince ve kaba motor gelişimi artıyor hem de sürekli iletişim halinde oldukları için kendini ifade becerisi gelişiyor. İlk zamanlarda kreşte ne yapıyor diye çok merak ediyor, endişeleniyordum ama zamanla Arya'nın mutlu olduğunu gördükçe duruma alıştım. Şimdilerde zaten Arya olanı biteni anlatıyor eve gelince. 

Kreşteki aktiviteleri, partileri, bahçede oynanan oyunları gördükçe benim bile çocuk olup kreşe gidesim geliyor. Bir gün kostüm partisi, bir gün yüz boyama; bir gün içeride trencilik, bir gün bahçede oynanan oyunlar; bir gün CD'den kurbağa yapmaca, bir gün kağıttan tavuk... Eğlencenin sonu gelmiyor. Arada sorunlar, eksiklikler, kafaya takılan sorular da oluyor ama Arya mutlu ve sağlıklı olduğu sürece her şey halloluyor.















Kreş dışında yaptıklarımıza gelirsek anne-kız çizgi film izlemeyi seviyoruz. Evet, biz çizgi film izliyoruz! Pepee ve Leiko'yu seviyoruz, ikisinden de bir sürü faydalı şey öğreniyor ve birlikte yapıyoruz. Birlikte Pepee şarkıları söyleyip dans ediyoruz; Pepee'nin kutu oyununu aldık, onu oynuyoruz. Birlikte puzzle yapmaya başladık, bebekken deneyip becerememiş ve çooook sıkılmıştık. Akşamları kreş dönüşü parka gidiyoruz, birlikte tahterevalliye ve kaydırağa biniyoruz ki kesinlikle herkese tavsiye ederim, çok eğlenceli. Eve gelince evcilik, boyama, sticker savaşı falan yapıyoruz. Allah'tan Arya 9,5 - 10 gibi uyuyor da ben de biraz dinleniyorum. Tabi eğer yapılması gereken ev işi ya da okul işi yoksa... Başta da dediğim gibi zaman çok acımasız, akıp gidiyor. İlerde bugünleri gülümseyerek anmak için güzel anılar biriktirmeye ve kayda geçirmeye çalışıyorum. Şimdilik bizden bu kadar, bir daha ne zaman fırsat bulurum bilemiyorum, malum çalışan anne olmak zor.