11 Ocak 2016 Pazartesi

Eş, Anne, Abla, Arkadaş, Öğretmen... Hepsi Bir Arada Olur Mu? - Keep Calm and Use the Force!

Yeni yıl telaşını atlattık. Yıl oldu 2016! 

Şöyle bir değerlendirme yapacak olursak;
  • 17 yıldır ablayım (Kardeşim 2 yıldır bizimle, yani son 2 yıldır tam zamanlı ablayım :)
  • 10 yıldır Evrim'le beraberiz,
  • 4 yıldır evliyiz,
  • 2,5 yıldır anne-babayız,
  • 5 aydır çalışan bir anneyim.
  • Arkadaşlık mevzuna girmiyorum bile :D
Hepsini bir arada yürütmek hiç kolay değil maalesef. Ama imkansız da değil :) Gelelim nasıl idare ettiğimize.

Her şeyden önce mükemmellik takıntısından vazgeçmek gerekiyor. Hepsi olacak, hepsi de dört dörtlük, mükemmel olacak diye inat etmeye kalkınca hiçbir şey olmuyor ya da her şeyde bir sorun çıkıyor. Ben eskiden de pek öyle mükemmeliyetçi biri değildim ama şimdikinden çok daha takıntılı olduğumu inkar edemem. Ama Arya'ya hamile kaldıktan sonra birçok şeyi olduğu kadarıyla kabullenmeye başladım. Özellikle işe başladıktan sonra değerlendirme kriterlerimi azalttım, beklentilerimi minimuma indirdim. Her şeye yetişmeye çalışmak yerine en önemlileri seçip gerisini akışına bırakmaya çalışıyorum artık. Nasıl mı? İşte şöyle :
  • Evde iş bölümü yaptık. Tüm işleri paylaşıyoruz. Kendim yapsam daha iyisini yaparım dediğim şeyler olmuyor mu? Oluyor tabi ki ama olsun. Her şeyi ben yaparım deyip kendimi paralamak yerine yapılanı kabul ediyorum.
  • Eskiden tencere ya da salata tabağı gibi şeyleri elde yıkıyordum. Artık elde bulaşık yıkamaya son verdim. Küçük büyük ayırt etmeden her şey bulaşık makinesine gidiyor.
  • Eskiden her şeyi kendim yıkayıp kendim ütülüyordum; şimdi kumaş pantolonları kuru temizlemeye, gömlekleri de ütü için terziye veriyorum (arada 1-2 tanesini ben ütülüyorum tabi ki :)
  • Camları her gün / her hafta değil; gerçekten ihtiyaç olduğunda siliyorum.
  • Zaman zaman Arya'yı babasına ya da dayısına bırakıp kendime nefes alıp tazelenecek zaman yaratıyorum.
  • Giyim tarzımı mümkün oldukça sadeleştirdim, giyeceklerimi geceden seçiyorum ki sabah zaman kaybetmeyelim. Aynı şey Arya için de geçerli; geceden tüm giysilerini ve kreş çantasını hazırlıyorum. 
  • Sabahları Arya uyanmadan evden çıkıyorum ki bu bana çok zaman kazandırıyor. Arya'yı kreşe genelde babası bırakıyor :)
  • Evde her gün 3 çeşit değil 1 çeşit yemek pişiyor, yanına da yoğurt ya da salata oluyor. Bazen o bile yok, dışarıdan söylüyoruz :)
  • Ertesi günün yemeğini akşamları Arya uyuduğunda hazırlıyorum. Hem Arya ayak altında dolaşıp sağı solu kurcalayıp beni oyalayamıyor hem de işten geldiğimde tek yapmam gereken yemeği ısıtmak oluyor.
  • Hafta sonları Arya öğle uykusundayken 2-3 günlük yemek hazırlayıp dolaba / buzluğa atıyorum ki hafta için aşırı yorgun olduğumda bir de yemek derdi çıkmasın.
Evet ben de yazarken fark ettim ki en büyük sorun yemek! Her ne kadar Evrim de ben de yemek konusuna takılmayıp ne bulsa yiyen insanlar olsak da evde biri bebek biri ergen iki çocuk olunca yemek hazırlamak mecburi oluyor maalesef :( Ama dediğim gibi her şey her zaman dört dörtlük olmak zorunda değil. Bir çorba bir salata ya da makarna ile de geçiştirdiğimiz akşamlar oluyor :)

Yukarıda yazdıklarım dışında ekstra zaman kazanmak için bıraktığım alışkanlıklarım da var.
  • Artık neredeyse hiç televizyon izlemiyorum. Evrim'le takip ettiğimiz dizileri gece Arya uyuduktan sonra netten izliyoruz. Her gece 1-2 bölüm dizi, haftada 1-2 film. Onun dışında ailecek izlediğimiz 1-2 şey var ama o da olmazsa olmaz değil. 
  • Eskisi kadar aktif blog yazmıyorum - yazamıyorum maalesef :( Artık ayda 1 yazı yazıp arada bir de takip ettiğim bloglara göz atıyorum.
  • Twitter'ı hiç kullanmıyorum. Facebook'a çok nadir gönderi yazıyor, önceden takip ettiğim birçok sayfayı artık takip etmiyorum. Instagram'a arada bir göz atıyorum. Pinterest mi? O da ne ola ki acaba?
Bir de takıntılı annelikten daha az evhamlı anneliğe geçiş sürecim var :)
  • Arya'nın önüne bırakıyorum yemekleri kendi döke saça yiyor çoğu zaman. Hiç bakmıyorum sırtımı dönüp diğer işlerle ilgileniyorum ki deliye dönmeyeyim. Arya doyunca bitirdim diyor ve kalkıyor masadan. Arkasında bıraktığı daha doğrusu sağa sola saçtığı yemek/ekmek/içecek artıklarını toplamak banma kalıyor tabi ki ama en azından yemek yedirme stresi yaşamamış oluyorum.
  • Eğer bu şekilde yemek yemiyorsa hiç zorlamıyorum; iyice acıkana kadar bekliyorum. Acıkınca süt istiyor ben de önce yemeğini yemesi gerektiğini ancak yatarken süt içebileceğini söylüyorum. Biraz zırlasa da sonunda razı olup yiyor yemeğini :D
  • Önceleri aman yere oturdu, ay soyundu, bak yine çorabını çıkardı diye sürekli peşinde dolanıyordum artık başka yöntemler kullanıyorum. Yere oturunca önce "Oturma annecim yere" diyorum o da benle inatlaşmak için "Oturcam" diyor. Ben bu kez "Tamam, otur oraya, sakın kalkma annecim" diyorum. Arya da hemen "Kalkcam" diyerek yerden kalkıyor :D Çorap giymek ya da yelek giymek istemeyince hiç zorlamıyorum kalkıp kendim yelek ya da çorap giyiyorum. O da peşimden gelip "Ben de giycem" diyor. Yazarken bile kıs kıs gülüyorum Arya'nın bu haline :D
Çalışan anne olmanın zorlukları ise apayrı bir mevzu. Yeterince ilgileniyor muyum, yetersiz miyim, birlikte geçirdiğimiz vakit Arya için yeterli mi gibi soruları mümkün oldukça düşünmemeye, yapamadıklarımızdan çok birlikte yapabildiklerimize yoğunlaşmaya çalışıyorum. 
  • Her fırsatta sarılıp koklaşıyoruz,
  • Hafta sonları yatakta sabah keyfi, yastık savaşı, gıdıklamaca oynuyoruz,
  • Akşamları yeni oyuncak mutfağımızda (Şehnaz ve Oky'nin hediyesi) evcilik oynuyoruz,
  • Uyumadan önce birlikte kitap okuyoruz ya da müzik dinleyip dans ediyoruz.
  • Birlikte Pepee izliyoruz ki tüm Pepee şarkılarını ezbere biliyorum :D
  • Kreş çıkışı haftada en az 2-3 kez parka gidiyoruz.
  • Hafta sonları yürüyüşe / alışverişe / parka gidiyoruz.
Tabi ki tüm bunlara rağmen cinnetin eşiğine geldiğim zamanlar oluyor. Avazım çıktığı kadar bağırmak istediğim, kapıyı vurup çıkmak, kaçıp gitmek istediğim anlar oluyor. Hatta bazen çocuğu Evrim'in kucağına atıp, kapıyı da çarpıp gidiyorum da ama en fazla köşedeki kafede Derya'yla bir kahve içip kuzu kuzu eve dönüyorum tabi ki :) Bazen de Arya uyuyana dek sabredip, onu dayısına emanet ediyoruz ve karı-koca şöyle bir hava almaya çıkıyoruz gece 10'dan sonra. 

Kısacası çocuklu hayat zor, hem eş, hem anne, hem ev hanımı, hem iş kadını olmak zor. Ama devam etmeye yetecek kadar dengeyi bulmak mümkün. Siz de en çok zorlandığınız alanları belirleyin ve yardım isteyin. Sizin yapacağınız gibi olmasa da, sizin istediğiniz gibi yapılmasa da gelen yardımı kabul edin ve kendinize nefes alacak alan yaratın. 

Umarım dengeyi bulursunuz :) 

May the force be with you :)



16 Aralık 2015 Çarşamba

Arya'nın Kreş Maceraları Vol.3 - Arya 2,5 Yaşında!

Geçtiğimiz haftasonu Arya 2,5 yaşını doldurdu. Artık 3 yaşa doğru geri sayıma başladık :P

Arya bir süredir tam bir kreş aşığı :) (Aman nazar etmeyin n'olur! Maşallah diyelim, dilimizi ısıralım, popomuzu kaşıyalım :) Kreş arkadaşlarını ve öğretmenlerini çok seviyor. Sabahları uyanmakta ve hazırlanmakta zorluk çıkarınca "Aaa hadi ama Arya, böyle yaparsan kreşe geç kalırız" ya da "Hadi, kreşe, Poyraz'ı (bkz. foto) görmeye gidelim" diyoruz, Arya hemen fırlıyor yataktan :D



Arya doğduğundan beri hep güleryüzlü, sıcakkanlı, kolay adapte olan, sevgi dolu, insan seçmeyen bir bebek/çocuk :) Bu mizacı sayesinde kreşe alışması, öğretmenlerini ve arkadaşlarını sevmesi kolay oldu. Tabi ki şansımıza sevgi dolu öğretmenleri olan iyi bir kreş bulmamız da işleri kolaylaştırdı.




Arya kreşe gitmeye başladığından beri epey büyüdü, gelişti, konuşması anlaşılır hale geldi, 2'li 3'lü cümle kurmaya başladı. Artık her şeyi rahatça konuşarak anlatıyor, soru soruyor. Özellikle "Örtmenim" deyişini duymanız lazım :D

Arya'nın kreşi (Bahçelievler Cemre Anaokulu), Ahsen Hanım'ın kendi tanımı ile "Eğitim ağırlıklı değil, oyun odaklı bir kreş" ki bu durum beni de Arya'yı da çok mutlu ediyor. Bu yıllar Arya için tam oyun çağları, zaten okula başlayınca eğitimle fazlasıyla haşır neşir olacak. Arya'nin yaş grubu kreşte bol bol oyun oynuyor, öğle uykusu uyuyor, bir de öğretmenlerinin yardımı ile makarnadan kolye, süngerden köpek, cd.den balık gibi çeşitli yaratıcı etkinlikler yapıyor.













Etkinlik yapmadıkları zamanlarda ise fotoğraflarda görüldüğü üzere legolardan paten yapıp kayıyorlar, hep beraber evcilik oynuyorlar




Kreş etkinlikleri yetmiyor tabi Arya'ya. Evde de boş durmuyoruz. Keçe ile kes yapıştır yapıyoruz, yine keçe ile hazırladığım tangram ile hayvan figürleri yapıyoruz, hamurdan minyon, pizza, kule vb. yapıyoruz, perde demirleri ile atçılık oynuyoruz, bol bol şarkı söyleyip dans ediyoruz :D Yorulunca da yatağa serilip Pepee izliyoruz.




Arya bizimle oynamayı sevdiği kadar yalnız oynamayı da seviyor. Kendi kendine oyunlar kuruyor, konuşuyor, aktivite masasındaki şarkılara eşlik edip dans ediyor. Boyalarını alıp bir şeyler çiziyor, kitaplarına bakıyor. Ama ara ara yanımıza gelip sarılıp öpmeyi de unutmuyor. Biz çoğu zaman ses çıkarmadan, çaktırmadan onu izliyoruz ve nasıl bu kadar çabuk büyüdüğüne hayret edip duruyoruz.





Kreşin Arya'ya kazandırdığı becerilerden biri aynı alanda başka çocuklarla oyun oynabilme becerisi. Henüz kreş dışında çok fazla ortak oyun oynama fırsatı olmadı ama yine de ailecek çocuklu bir arkadaşımıza gittiğimizde eskisine nazaran daha sakin ve daha olumlu bir Arya gözlemledik. Tabi ki tüm gün kardeş kardeş oturup ortak bir oyun oynamaktan bahsetmiyorum ama aynı odada sorunsuz ayrı ayrı oyun oynayabilmeleri bile büyük gelişme bence.


Arya büyüdükçe günler hem daha zor hem de daha eğlenceli hale geliyor. Daha zor çünkü Arya hep farklı şeyler istiyor ve enerjisi bitmek bilmiyor; daha eğlenceli çünkü artık daha iyi iletişim kurup birlikte zevkli eğlenceli şeyler yapabiliyoruz. Yani tünelin ucunda ışık görünüyor. Sadece sabretmek ve çabalamaya devam etmek gerekiyor :)

26 Kasım 2015 Perşembe

İçimizdeki Kedi Aşkı :)

Ah bir görseniz apartman kedimizi...

Apartmanımızda bir kedi besliyoruz. Bembeyaz, sessiz, sakin bir kedi. Kapıyı her açtığımızda ayaklarımıza dolanıyor, paspasa yatıp oyunlar yapıyor, fırsat bulursa içeri girmeye çalışıyor. Su, mama, süt veriyoruz düzenli olarak. O kadar sevecen ki kalbimizi çaldı kerata. Arya zaten kedi aşığı bir çocuk, her kapı açıldığında kediyle karşılaşmaya bayılıyor. "Annecim, Babacım (b)ak, kedi!" diye bize gösteriyor ve kediyi seviyor. Kediyi eve alsak herhalde havalara uçacak Arya :)

Son günlerde evde sürekli bu kedinin muhabbeti dönüyor, eve alsak ne güzel olur diye iç geçiriyor herkes. Her şey iyi güzel de maalesef benim ciddi bir kedi alerjim var :( Daha önce kedi beslenen evlerde kaldığım oldu ve sabahı zor ettim. Nefes darlığı, tıkanan burun, şişen boğaz, akan gözler, bitmeyen bir kaşıntı... Kızarıklıkları söylemiyorum bile. Alerjiye rağmen sokakta kedi sevmişliğim çoktur. Ama uzun süre, hayat boyu aynı evde bir kediyle yaşayabilir miyim ? Oldukça zor maalesef.

Araştırdığım kadarıyla kediyi belirli aralıklarla özel bir şampuanla yıkamak ve haftada 2-3 kez fırçalamak gerekiyor. Ayrıca asla yatak odasına ve halı olan odalara girmemesi gerekiyor. Tüm bunlar çözüm değil de bir nevi önlem. Alerjiyi engellemenin çaresi yok gibi görünüyor. Alerji ilaçları var ama hepsi geçici çözümler maalesef. Kedinin olduğu ortamda giyilen giysilerin yatak odasına girmesi bile başlı başlına bir sorun. Tüm bunlara rağmen aklım hala kedide mi? Evet :( İçimden bir ses "Bir denesek, belki bu kediye alerjim olmaz" diyor tüm naifliği ile :)

Eczaneye alerji ilacı sorduğumda eczanecinin tepkisi "E kedi alerjiniz varsa, eve kedi almayın!" oldu. Biz de biliyoruz en kolayı o tabi! Ama işte gönül bu sevdi mi ferman dinlemiyor. Şimdilik konuyu hala düşünüyoruz ama kapımızda yatan bu sevgi yumağına ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum. 

30 Ekim 2015 Cuma

Oynatmaya Az Kaldı!

Zaman kavramımı yitirdim! Günlerdir çarşaf, yorgan, battaniye, alez, pijama.... yıkıyorum, asıyorum, kurutuyorum, tekrar yıkıyorum, asıyorum, kurutup, topluyorum...

Arya önce giysilerini çıkarıyor sonra da bezini. Ben bağlıyorum, o çıkarıyor. Tuvalete alıştırmaya çalışıyorum. 2 kere söylüyorsa 5 kere de hiç söylemeden olduğu yere yapıyor çişini. Delirmek üzereyim. Bana kalsa yaza kadar bekleyip Arya 3 yaşına girdikten ve konuşmayı iyice söktükten sonra tuvalet eğitimine başlayacaktık ama maalesef Arya Hanım bezden kurtulmaya karar verdi bile.



Yaklaşık 1 haftadır ev çamaşırhane gibi. Makine aralıksız sürekli doluyor boşalıyor. Yastıklar, yorganlar, çarşaflar, pijamalar... Arya'yı çişini yaptırıp uykuya yatırıyorum; bir süre sonra kontrole gidiyorum; Arya bezini çıkarmış, her yer göl gibi! Her şeyi değiştiriyorum; yine tuvalete götürüyorum, sonra "hadi bez bağlayalım, öyle uyu" diye anlaşıyoruz ama sonuç yine aynı. Ben odadan çıkıyorum, Arya bezini çıkarıp öyle uyuyor sonra yine her yer göl! Ne desek, ne denesek, ne yapsak işe yaramıyor! Ne yapacağımızı bilmiyoruz artık :(



Tuvalet eğitiminin kolay olmayacağını biliyordum da böylesine kısır bir döngü aklımdan bile geçmemişti.

Sabırlı olmaya çalışıyorum ama artık çok yoruldum :(



17 Ekim 2015 Cumartesi

Hoşgeldin Kış, Hastalık Mevsimine Merhaba!

Arya 28 aylık oldu; yaz bitti, kış geldi; hastalık sezonunu açtık ailecek!

Bu ay ailecek kendimizi hastalıktan kurtaramadık. Daha kış tam başlamadan ailecek 2 kez hastalandık. İlkini Arya daha hafif atlattı, biz yatak döşek yatıp, antibiyotik kullandık. İkincisinde ise Arya epey hastalandı, burnu aktı, öksürdü, kustu... Bu kez biz daha hafif atlatıyoruz. Değişmeyen şey ise ilk kim hastalanırsa hastalansın ondan sonra tüm aile peşinden takip ediyoruz hastalığı :(

Bu kez hastalığın sebebi Arya'yla gittiğim mecburi Cumartesi mesaimdi. 3 Ekim'de Arya'yla birlikte okula gittim, normalde Cumartesileri okula gitmem gerektiğinde Arya'ya Evrim bakacaktı ama o gün Evrim'in sertifika sınavı olduğu için Arya'yı da yanımda götürmek zorunda kaldım. Sabahın köründen öğlen 2'ye - 3'e kadar okulda kaldık maalesef. Bir de 80 dk'lık sınav gözetmenliği verildi ki işin tuzu biberi oldu. 







Yanınızda 2 yaşında kıpır kıpır bir çocukla sınav gözetmenliği yaptığınızı düşünebiliyor musunuz? Ben yaptım, olmuyor! Çocuk yerinde durmuyor, dur canım, sus canım işe yaramıyor, öğrenciler sınavı bırakıp çocuğu izliyor. Aslında Arya durumdan pek şikayetçi değildi, ona her şey oyun gibi geldi; sıraların arasında gezindi, kızların kucağına oturdu; eline kalemi aldı, tahtaya resim çizdi :)) 

Hastalığın sebebine gelecek olursak, Arya sandalyede oturmayı pek sevmiyor, bu yüzden de tüm gün yerlerde oturdu. Okulda bulduğum bir köpük parçasını minder niyetine kullandık ama tabi taşın soğuğu yine de hasta etti Arya'yı. Oturtmasaydın keşke diyeceksiniz ama 80 dk boyunca böyle bir zıpırı kucağımda ya da bir sandalyede tutabilmem mümkün mü acaba? Mecburen önüne abur cubur, kalem kağıt, oyuncak koyup ağlayıp mızmızlanmadan oyalanması için içimden dua ettim sadece. 


Kısacası okulda geçen o Cumartesi sonucunda Arya üşütüp hasta oldu, sonra da biz hastalandık. Arya kreşe giderken iyileşmesi daha zor olacağı için hafta başında Arya'yı babaannesi ve dedesine teslim edip eve döndük. Arya 5 gündür babaannesinde kalıyor. O kadar özledik ki... Bugün gelecek eve! Sabırsızlıkla bekliyoruz :)

( P.S. Arada havalar soğumadan, henüz hastalıkla tanışmadan önce Şehnazlarla pikniğe gittik Belgrad Ormanı'na :) onu da başka bir yazıda anlatacağım artık :)


22 Eylül 2015 Salı

Ne Zaman Büyüdün Sen Arya?

Son günlerde Arya her an her saniye ben artık büyüdüm bakışları atıyor, sanki birden hali tavrı değişti ya da ben geç idrak ediyorum tüm bunları :(



Geçen yıl kardeşimle Arya bir süre aynı odada uyudular. Sonra bir gün kardeşim "Arya gece hep uyanıp ağlıyor. Gece uyanmasa sabahın köründe kalkıp beni de uyandırıyor. Ben salonda yatacağım!" diyerek isyan etti. O günden sonra Arya kendi odasında uyudu, dayısı salonda. Yaz gelince kardeşim tatil için babamın yanına gitti, Arya yalnız uyumaya devam etti; tatilin sonuna doğru kreşe başladı, orda öğle uykusunda diğer çocuklarla birlikte aynı odada uyumaya başladı.

Ağustos sonunda kardeşim geri geldi ve salonda uyumaya devam etti. Taa ki geçen gece yastığını, pikesini Arya'nın odasından almayı unutana dek. O gece kardeşime "Hadi bu gece orda yat, Arya uyanmıyor artık geceleri, sabah da ben gelip alırım uyanınca Arya'yı" dedim. Biraz ırın kırın edip kabul etti. Sabah erken uyandım, Arya'nın uyanıp bana seslenmesini bekledim. Bekledim, bekledim, bekledim... Sonunda dayanamayıp odanın kapısını açtım. Arya içeride sessiz sessiz kendi halinde oyun oynuyordu. Kuzum uyanmış, bakmış dayısı uyuyor, hiç ses çıkarmamış kendi kendine oynamış :) Sarıldım, öptüm; "Aferin annecim, dayını uyandırmamışsın. Bir dahaki sefere uyanınca bana seslen seni alayım" dedim. Kafasını salladı, gülümsedi. 1-2 gündür durum aynen devam ediyor; aynı odada uyuyorlar; Arya erken uyanıyor ama dayısı uyanmasın diye hiç ses çıkarmıyor :) Ben de erken kalkıyorum ve Arya'yı odadan alıyorum, beraber kahvaltı hazırlıyoruz :)

Kahvaltı hazır olunca Arya'ya "Hadi babanı uyandır bakalım" diyorum; Arya koşarak yatağa çıkıyor, babasını öpüyor, eliyle omzuna pat pat yapıyor, "Babacım" diyor tekrar tekrar öpüyor :) Evrim uyanıp Arya'yı kollarına alıyor, baba-kız bir süre öyle yatıyorlar :)  Çoğu zaman ben de yanlarına atıyorum kendimi tabi :) Bu sabah yastık savaşı yaptık; Arya o kadar büyümüş ki yastıkla baya pat pat dövdü bizi :P kahkahalarla güldük :)))

Bugünlerde Arya'nın her yaptığı ne kadar büyüdüğünü anlatır nitelikte. Önceden iki dakika yerinde durmazdı Arya ama son günlerde yanımıza oturup bizimle film izliyor, dizime yatıyor ya da kucağıma oturuyor beraber müzik dinliyoruz :) Yemek hazır diye seslendiğim zaman nerede olursa olsun mutfağa gelip sandalyesine tırmanmaya çalışıyor, babasından yardım istiyor; sandalyesine oturup bizimle birlikte yiyor yemeğini. Dışarı çıkacağımızı söyleyince hemen üstündekileri çıkarmaya çalışıyor ve çekmecesinden sevdiği kıyafetlerini bulup "Anne, giydir" diyor :)

Arya beni izleyip taklit etmeye bayılıyor bu aralar. Saçlarımı tararken görünce hemen saç fırçasını istiyor; ben toka takıyorsam o da saçlarını gösterip toka istiyor. Mutfakta yemek hazırlarken şarkı söylüyorum, o da gelip benimle mırıldanıyor :) Akşamları yatağa uzanıp dergi, kitap okuyorum, Arya da hemen kitabını alıp yanıma uzanıyor :) Bayılıyorum bu hallerine :) Kendi kendine oynarken onu izlemeye de bayılıyorum. Oyunları da büyüdü artık Arya'nın. Ayaklarını uzatıp yastık koyuyor, bebeklerini uyutuyor sallayarak; ya da çantasının içine oyuncaklarını dolduruyor, bize el sallayıp "Bye bye" diyor; odadan çıkıyor ve kendince bir yerlere gidiyor :))) Bazen de beni ya da babasını çağırıyor oyun oynamak için. Seçtiği oyuncakları önümüze koyuyor; biz de onun oyununda konuk oyuncu oluyoruz :)




Biz sürekli Arya'yla birlikte olduğumuz için ne kadar büyüdüğünü fark edemiyoruz ya da geç fark ediyoruz sanırım. Fark edince de mucizelerin gerçek olduğuna bir kez daha inanıyoruz :) Minicik ellerini, iki parmak etmeyen bacaklarını gördüğüm, kokusunu ilk kez içime çektiğim gün daha dün gibi! Şimdiyse minik bir dev var evimizin içinde, tüm kalbimizi aşkla, sevgiyle, mutlulukla dolduran :) Dilerim Allah herkese bu aşkı, bu sevgiyi tattırsın.


14 Eylül 2015 Pazartesi

Çalışan Anne Hezeyanları Vol. 1

Ben işe başladım!

İnsanlık için küçük, benim içinse kocaman bir adım!

Evde geçen 2,5 yılın ardından işe başlamak cidden zor oldu ama sanırım yavaş yavaş adapte oluyorum. 31 Eylül'de seminerlerle başladım, sonra worksheetti, panoydu derken 2 hafta geçti bile. Bu haftadan sonra bayram tatili var ve 28 Eylül'de okullar açılacak. Uzun bir aradan sonra tekrar ders zilini beklemek çok ilginç.

Geçen hafta ilk dersime girdim, 8. sınıflara TEOG hazırlık dersi işledim. Anlattığım ilk konu "prepositions" oldu. Ders boyunca sadece İngilizce konuştum ve düşündüğümden çok daha kolay oldu :) Demek ki yazın izlediğim videolar işe yaramış, paslanmış bilgileri temizleyip kurtarmışım :D Tabi siz bakmayın böyle herşeyi güllük gülistanlık anlattığıma. Geçen hafta benim için tam bir kabustu. Hazırlamam gereken 4 sayfalık bir worksheet vardı. Sorun worksheeti hazırlamak değil de kullanılacak olan materyalleri elde etmek ve worksheeti tam olarak istenilen şablonda hazırlamaktı. Aynı worksheetleri ve cevap anahtarlarını 5-6 kez baştan hazırladım. Tam bitti, teslim ettim diye rahatlamıştım ki cevap anahtarları için belirlenen başka bir şablon olduğu bilgisi geldi. Tekrar hazırladım cevap anahtarlarını ama kaydedip kapattığım halde dosya bilgisayarda birden yok oldu. Sinir stresten aklım çıktı, oturup ağlamaya başladım. Allah'tan Evrim yardım etti, dosyayı kurtardı.

Geçtiğimiz haftanın tek sorunu worksheetler değildi maalesef. Bir de hafta başında hastalandım. Faranjit olmuşum; iğneydi, rapordu, antibiyotikti derken ben düzeldim ama evdeki herkes hastalandı. Önce Arya, sonra Kağan, şimdi de Evrim hasta :( Hastalık bir yandan, ev işi, okul işi bir yandan kendimi o kadar köşeye sıkışmış hissettim ki bir an herşeyi bırakıp, yere oturup hüngür hüngür ağladım. Evde kalsam daha kötü olacağımı bildiğim için kendimi dışarı attım. Evrim'le biraz dolaştık ve konuştuk. Zorlanmamın normal olduğundan ve alışınca bunlara gülüp geçeceğimden bahsettik :)



Öyle böyle yapılacaklar bitti, yoğunluk azaldı, iyileştim. Hafta bitip tatil gelince moralim de düzeldi :D Bu haftaya daha pozitif başladım ve işler şimdilik yolunda şükür :)

Tüm bunlar olurken çalışan anne olmanın zorluklarını da yavaştan yaşamaya başladım :( Sabahları ben evden çıkarken Arya uyuyor oluyor, onu görüp öpemeden evden çıkmak beni çok üzüyor ama uykusunu da bölmek istemiyorum. Evrim'le ikisi benden 1 saat sonra evden çıkıyorlar. Arya tüm gün kreşte eğlenirken ben tüm gün onu özlüyorum :( Akşam işten yorgun gelsem de Arya uyuyana dek birlikte oyun oynuyoruz, kitap okuyoruz, şarkı söyleyip dans ediyoruz. Arya uyuduktan sonra sıra ev işlerine geliyor, çamaşır, bulaşık, ertesi günün yemeği... Geçtiğimiz hafta gece 2'de hâlâ mutfakta yemek pişiriyordum :( Bugün yemeği daha erken (22:00) pişirdim. Şu anda da asmak için makineden çıkacak çamaşırları bekliyorum. Sonra bir makine daha doldurup yıkayacağım; onu da artık sabah Evrim asar.

Evcek okullu olduğumuz ve hepimiz sınava hazırlandığımız için bu yıl hepimiz aşağı yukarı eşit şartlardayız. Bu yüzden ev işleri için bir plan hazırlayıp işleri bölüştük. Herkesin belirli görev ve sorumlulukları var. Yani öyle kafama esince ya da zor gelince "Hadi bu gece de yemek yapmayıvereyim." diyemiyorum. Desem bile alternatif bir yol bulmak da yine benim sorumluluğumda. Şimdilik herkes plana ve sorumluluklarına sadık hareket ediyor :) İnşallah tüm sene böyle devam edebiliriz.

İlerleyen günlerde yeni düzene daha iyi uyum sağlayıp daha az yıpranmayla bu yılı atlatmayı umuyorum :) Bakalım, beraberce göreceğiz :)